Şiddet, Cinnet, Huzur.

10 yorum var - 21 saat önce

Dinlediğim şarkıların sürekliliğinden
Dinlediğim cümleleri okuma şeklimden anladım
Hayatımda ki o boşluğu bir an önce doldurmak için
dolduruşa gelmelerim ve tam da ortasına boşalmalarım
bir pornonun ardından kalan etki gibi ki
hiç izlemediğimi düşünürsek bir erkeğin
seviştikten sonra sevdiğini anlayıp ağlama hissi
evet bu beni tetikler ve etkilerdi ama konu bu değil.

Konu kişiler, sen, o ve diğerleri
Kimseye kırılamamak, kızamamak öyle bir ruh hali.
Gidiyorum diyene uyumalıyım yanıtlarını sıralamak
ya da tümüyle sessizlik ve belki de gitsene artık, sözünde dur'larla kovalamak kapatmak kapıyı
ki son sözü söyleyen ben olmalıydım
eski sevgilim demeye dilim varmayan adamın
şarkısını çürütmek için..

Hüzngün değil donuğum.
Biraz konuşmaya ihtiyacım var doğru.
Ve kimse belki de beni eskisi gibi ya da kadar sevmiyordu
Olsun!
Yeni yüzlere, mimiklere. Yeni tepkilere ihtiyaç duyuyordum
ve oracıkta duruyordum filmini izleyen bir senarist gibi.
OLacaklardan haberdar ama ben bilmiyordum,
Bilmiyorum.

Sadece özlüyorum.
Geçmişine üzülen her yalın ayak arkadaşımın
ne söyleyeceğimi önemsemesini bilmek ve yine de
ne dediğimi istemedikten sonra bilmemekten çok daha başka bu.
Okuduğum en eski hayatımın kitabını başka bir adamın
yazabilmesi kadar bile olamıyordu
Hayallerim.
Haya ellerim, yüzüme gözüme bulaşırdı
Yutkunurdum ya da uyurdum.
Sorardım ya da kendim bulurdum.
Evde yalnız kalmak iyi bir fikir olamayabilirdi
ama bir sakınca göremiyordum.

Çevreme bakıyorum gün aşırı.
Ne olup bittiğinden habersiz sayılırım.
Sadece kendime ayırabileceğim kadar vaktim var.
Ve ben kendimi ihmal ediyorum.
Sırf eskiden olan ben ile şimdiki ben'in arasındaki uçurum farkı görmek
ve onları sonbahar sarısına bulaşmış kahverengi bir sayfa da ayırmakla uğraşmak adına
Ya da benzerlikleri akıl etmeliydim, daha kısa olurdu
Daha kolay.

Yine de in her gün rüyalarından çıkan yangınlar yüzünden yatağını ve çarşafını ve hatta odasını değiştirmek
Günahlarına tüm suçu atan ve kendisini ortada bırakan ve artık belki bu defa bu itirafla her şeyi yoluna sokacağına inanan
yine eli yüzünde yine yüzü dizinde bir cenin gibi
ama tek farkla daha büyük daha bilinçli daha kirli ve daha iyi kötü, kendisi gibi cümleleriyle didişmek
hayalleriyle bir balon çizmek ve sadece göz ucuyla bakmak bu kadarını göstermek
ile çocukça çıldırmak, yeşil gibi kalmak
Buracıkta oturmaya zorlanmak.
lar gibi uzak kalıp yakın durmak
gibi en özenli yüklemin başının altından çıkmak, ismi gibi tersi yüzü aynı olmak ve bir kangreni, migreni ablasını paylaşmak.
ile minicik bir çığlıkla düzüşmek her gün umut doğurmak zorunda bırakılmak
renkleriyle küfretmek, ağlayarak
Ve hepsi hepsi ağlaşarak ne çok ortak yönümüz varlarla memnun olup gülümsemek hatta kahkaha atmak.
Hepimiz için bir cinnet ve bana çarpsın lunapark kuytusu.
Avazım çıktığı kadar çığlık atmayarak.
İçinde olmadığınız zaman anlamanıza izin vermeyecek ve zaten anlayamayacağınız
dışardan özel ya da sıradan, sizin tanı(şa/ya)madığınız kadınlar..

Evet bir yazı daha saptı, sapıttı.
Ki fotoğraflar da sonbahar ve kış
eksik ve geç kalmışlarım vardı.
Yine de bugün bu kadar erken kalmamalıydım
Tüm bu olan bitenin tek sebebi benmişim gibi hissetmemeliyim
Ve dinleneceğim son bir tren, bir adam, bir sancı ve çocuk
vermelisin bana.
Terk etmek zor gelmemeli her şeyi onların hatrına.

1 yorum var - 4 gün önce

Tamam Frank al tamam!!

Siz insanlar, sizden herhangi birine aşık olamam.
Oturup istasyonun orta yerine bilincim kapalı
ve bakışlarım olabildiğince küfürle alakasız.
Beni 'Onur' bilinciyle bir tren yoklar.
Hergün yaşadığım şiddet, cinnet, huzur
Sizin düşüncenize göre 'imkansız'
bu yüzden hiç de önemli değil
anlaşmazlıklar, yanlış anlamalar aslına bakarsanız
Uyuşturucularını aksatma dediğim Makinist
ve antidepresan kılığındaki raylar.
Bana 'sevgilim' diye bağıran samimi peronlar, odalar
üstelik kıyasıya
Mosmorfin saç ve ten.
Şimdi mor açık saçık akmışız, kaçık morfin halen daha..
Kimbilir kim, daha kaç kişi karıştırdık alakasız içine işin
Bırak peşimi diye fısıldayan dudaklarına katlanmak için
ve belki de ısırmak, kanatmak
Biraz ortalığı karıştırmanın sakıncası yoktur hem sırf kim ne yapar?
Yine de ne kılığında olursa olsun hiç bir paranoya bizi ayıramaz.
Çok da içime işleyen biri olmadığın takdirde
ki bunu taktire şayan bulmuyorum
'beni' diyorum 'beni bazen kendinle karıştır ve çıkar at'
Eminim sana iyi gelecek bu ve ya da etrafa.
Mesela doktor eteklerinde ziller çaldığında ve dökecek yer
bulamadığında, bunu önermişti
sana, bana, diğerlerine
Yine tanımlamaya yanlış kalkma, bunu yapma
çünkü bu bir cinayet değil kan davası sebebidir
Oyalamacalar ve en nihayetinde rahatlık için
Düpedüz
Hiç olmadığıma dair hayaller kur-cala.
Hiç olmadım da.
Hayatında.

Parmak izlerinden çıkan suçlu ben değildim,
mantığımın ne parmağı var ne izi.

Frank?
Frank!
crise cardiaque.
Kalp kır ve izi.

Bütünüyle Lunapark, Sonbahar ve Cumartesi..

11 yorum var - 17 Ağustos 2008 13:14

Bre Şiddetlüm.
Ses, söz, parçacık.

Küt!

Şimdi sen gidiyorsun, sesin soluğun dahil ama ben
seni kaybetmesine rağmen Istanbul'dan vazgeçemeyeceğim.
Hatırlıyorum da başka uğurlamaları en çok da bu hüznü
kollarına aldı, seni kollarında kaldırdı dansa.
Şimdi gitmek zorundasın yeni bir hayat, yeni bir memat
Hatta belki az biraz gözyaşı ve kahkaha
Olsun, güçlü yanına hiç şaşırmadığım bir adamsın
Çok sevdiğim sevdiğinle olduğun vakit bence
dünya seni şaşırır, senin dünyanı şaşırmadığınlardan arta kalan her vakit.

Bir El ve Dağ Busesi'ni kıskanmak değil bu resmi şekilde şikayet canımıniçi.
Şimdi kimi aradığımda bulacağım ben sözleri tam gözleri eksik.

25 Ocak 2007 idi. Demiştin;
'ben $irk diyorum sen susuyorsun
ben $u görüyorum le siliniyorsun
sen ve yolcu önümde duran cüzdan

...savruluyorum tren görüyorum

saklanıyorum tren söndü

makinist üzgün damar paslı sen lütufkar!

gidiyorum

tam tamına 15:00'da'

Hüzn vardı kabul ama geleceğinden mutlandırıcılık da vardı, yok değil.

Şimdi ben bulanık gözlerle, kırpmadan ve kaçırmadan bir tren görüyorum. Gidiyorsun ve seni uğurlayamayacağım da muhtemelen. Ne yaparsın iş, güç, hayat.
Zaten sen de bu telaştan gidiyorsun bu.
Bana 'Gidiyorum Bu'yu elleriyle teslim eden adam!

Sana yazdığım binlerce harf var ve komplolar kuruldu kurulacak. Kimisini okuyan kırıldı kimisi de öfkelendi saklayamadı bağırarak.
Yine de biz bağrımıza taş basıp birbirimizden ve sevgimizden şüphe etmeden, vazgeçmeden gülüp geçebildik.

Şimdi sen gidiyorsun, gereklilik değil zorunluluk kipi.
Gidişine dair, yitişsiz krizleri.

Kötü günler bizi bekliyor tam da bu nedenle.
Ağlamalar bağrına taş basmalar fakat çaktırmamalar.

Gez göz arpacıktan uzak olsan ne fayda, sonuçta bu bir şiirse ve şiir bir iş ise.
Ve sen işini bitirmişsindir yarıda bırakmazsın.
Bizi de..

Öpüyorum seni, yeni hayat bizi sana unutturmasın
sen kalacaksın..
Kal.

Makinist'in Karısı hüzngün, tren paslı, Ah Suula lütufkâr.
Noktadar.

Yani diyorsun ki
'bir dönme potansiyeli insanları korkutmak için o denli sebeptir!'

Ve derim ki
'çok uyku uyuyorum mu uyumuyorum sanki ama bu seni anlamama engel değil'

Sen derdin ki senin hep bir derdin vardı ama benim kafamı bir türlü patlatmazdın. Güzel sandığın kafamı ağrıtmayı meziyet bilmiş bir sürü eğitilmiş köpek ve eğitimsiz insanı sana el işaret ve parmaklarımla gösterebilirim.

Yani diyorum ki Istanbul, Mersin ya da yeni bir diyar ama Fransa değil.
Yolcu-luk-lamak için yanımıza alacağımız son şey nedir.
Al G:uney aynı kal bununla!

Tamam çok fazla beraber olabildiğimiz söylenemez ama bu senin şehrimde olmamanın beni yaralamadığını düşündürecek cesaretini gösteremez.

Bir koşu karalamaca oynayıp gelmeliyim çünkü müstakbel sevgilim her an canımı sıkabilir.
Şimdi ben kimin dertlerimi inceleyip kesilmiş parçalar halinde atmasından payıma düşen paramparçaları alıp kahkaha basacağım?
Ama bu düpedüz hayat kurtarmaca.

Hastalıklı tarafı kesip atalım tamam.
Hasta olmadığımız zamanlardan elimizde kalana bak.

Bir suret görüyorum, üzgün fakat halinden memnun
ve aslında eline yüzüne bulaştırmıyor gözler üstünde
Yalnız kaldığı anda avuçlarını sinir, öfke ve hüzünden yüzüne doğrultur.
Geride bıraktığın paramparçaların vardır, kalandır.
Elinden geldiğince benim de hislerimi anlatmıştın kendime pay aldım, çıkardım
çıkarlı çıkarsız.

Ve kimseye sana seslendiğim gibi seslenmeyeceğim.
Senin yerin her daim.
Gibisin
Yine Güney, yine Saian, yine o adam!
Ve çay sözümüzü nayır, unutmam, nasla!

-Haydi gel de karşılıksız içelim.
-Ah, nasıl da içerledim, bu doğru gibi.

Kötü günler bizi bekliyor tam da bu nedenle.
Ağlamalar bağrına taş basmalar fakat çaktırmamalar.

D'irene yazanı, fransızcayı anca susabilen
ve tam bu noktada arkana değil gittiğin pencereden bakmayı tercih ediyorsun..
Özlenecekiyorsun.

Sana layık değil ama
İçimden bir gül patlama.
Çünkü biz bilincimizi kapatıp paylaşabiliyorduk başkalarının hayallerini ve bir bankta öylece kalakalabilmeyi de biliyorduk.
Biraz sarı biraz yeşil.

Çünkü biz sevmediğimiz filmlerden de kendimize adam seçip sevdiğimiz filmlere kayıtsız kalmıyorduk.

9 yorum var - 14 Ağustos 2008 13:39

ALLAH'IM kimi üzmediysem SENİN kulundu.
Kimi üzdüysem de beni koruyordum, hüzngünüm.

Kuşkunun içime verdiği rahatsızlıkların
ve şu belli belirsiz belirsizlikleri bana bırakanların
insanlardan olması ve sevgilim insan olmamalıydı
en azından benim için
Ne dersin, bu kadarını yapamaz mıydı?

Oysa ki hassas bir ruhum var en iyi SEN bilirsin
ve kendime geldiğinde kimseyi görmeyen gözlerim
Bu aşk ise şayet ona biraz kalp ver bana daha çok ait
ve bana da biraz akıl,
Şarkılar SANA seslenme bir DUA biçimi gelmekte bana
ve şiirler de mektup,
SANA boyuna mektup yazıp sesleniyorum.
Başkalarının değil kendi hislerimle,
başkalarının dile getiremediklerimi getirmelerini ve benim en içten hislerle kullanmamı
ayıplamamalısın, akıl edemeyip dile getiremediklerimi
içimi bilirsin
öylece duruyorum.

Keyfine bakan kişilerin keyfimi bozmaya yeltenmesinden
beyin hücrelerimin bunu da akıl etmesinden şikayetçiyim
evet düşüncesiz biri olup çıkmak istemiyorum
ama kalbimle pekala baş edebilir bir haldeyim, mersi.

Kimin yanında kaldıysa bana aitmiş gibi görünenler
bana ait olmadıklarını bileyim en azından
beni bu iyi niyet korkutup sinirlendiriyor
Ben kime aitsem, olmuşsam, olabilmişsem
en ücra köşeye kadar hata
bürünene dek sabrediyordum
Görmüş geçirmişliklerim var
Sinirden gülüp geçiyorum fakat kuşkuluyum.
Bir güvercin adımlarını beynimde çıplak halde gezdiriyormuş gibi
Birilerine inanma yetimi bu şekilde tekrar kazanacaktım
Peki o zaman bir kez daha kaybediyor gibi olmak
neyin nesi?

Pazar günleri sabah kahvaltısı, film seyri
ki ben Cumartesi severdim
ve onun öpücükleriyle aşka boğulmak hayali.
Hayal kırıklığı olarak mı kalmalı.
Içimdeki şiddet diyorum onun için,
SEN anlarsın.

Okumayacak bir sevgilim,
belki şimdi sevgilim bile değil
ama az biraz düşüncesiz biri ve ne halt yediğinden habersiz olduğum
kesin.

Çok üstüne gelirlerse
ALLAH'IM beni anlat onlara
küçük masallar halinde
'hikayeler uydururdu susmak için kendisine
diri diri ölürdü' de 'acırdım ona'

Kandığım ve kanadığım her kulun için günaha girdim.
Kan kayıplarımdan anlaşılabilir.
Ama beynimdeki endişe, kuşku insanlara dair.
Onları sevmiyorum, sevdiğim adam insanlar gibi çıkmasın
her zaman seveceğim beni sevecek adam olarak kalsın,
sadece bunu istemiştim.

Biliyorum, yazı yazmak huzur yüzünden
bir cinnet geçirme biçimimdi
ve SANA ibadet.

Iyi ki varsın ALLAH'IM
yoksa ben n'apardım
Seni Seviyorum.

13 yorum var - 10 Ağustos 2008 14:21

-En sıradan hayvanlar gibi sevdiklerimi korudum.

Cümlesine rastladığımda ekranın tekinde,
bu düşüncenin güzelliğine iç çektim
o suçu kabullenmenin verdiği rahatlık ve
böyle olmamalıydılar kovaladı peşimi.
kimse kimsenin, hele ki sevdiklerimin
mutluluğuna, huzuruna hatta hüznüne bile
yani hayatlarına tecavüz etmemeliydi!

Gözümü kapatıp kurduğum hayaller şöyle dursun
çevremde yeterince hayvan yoktu.
Beni severler ve eminim canlarını yaksaydım ezerlerdi
Onları severdim, en ufak hatalarında kestirip atardım
zaten ki.

Uykuyu sevdiğim doğruydu fakat, düşünmek için
uyumaya ihtiyacım olduğu da olmuyor değil
Mesela sevgilimi düşünmek istediğim zaman
uyuyor numarasına geçebiliyordum ortalık yerde
kimse elleme hakkına sahip görmesin
düşüncelerime diye.

'Sürekli bir yerden düşüyormuşum hissi..'

Gözümden, gözünden olası bir yaş gibi değil
Sevinçten değilse.
Haklı, oluruna bırakmalıydım.
Bunun rahatlığını daha önce yaşamıştım.
Ondan daha çok şey yapanları benim için,
elimin tersiyle itmiştim de ilk hatasında
Onun düşüncesizliğiyle kendimce,
nasıl başa çıkmalıydım?
Ben söylemeden istediklerimi akıl etmesi,
düşünmesi aslında bu kadar zor olmamalıydı!!

Ben bir harf olsaydım ş, bir sayı olsaydım be5,
bir mevsim olsaydım sonbahar, lisan olsaydım fransızca
renk olsaydım en az 3 sarı, yeşil, kahverengi
öc olsaydım psikolojik işkence, aşk olsaydım endişe,
his olsaydım huzur ve öfke
ve anne olurdum babasını beklemeden.
aşk çocuğu olsun diye piç.
O bunların hiçbirini akıl edecek halde değil.
Ve ben sevgilim hakkında nerdeyse hiçbir fikre sahip değilim.
Bu da çok garip.
Bu kadarını kabul etmek, garip.

En kısa zamanda tanışalım bayım!
Memnun olalım ya da olmayalım!!
Hangi şarkıyı en çok sevdiğinizi,
hangi yemek, hangi sözden nefret ettiğinizi.
Sizli bizli konuşmaya son vermemiz gerektiğini
yani soru işaretleri aramızdan kaldırmamız gerektiğini
söylüyorum çünkü bu
öpüşmemize engel.
her öpüşmeye adım attığımızda engel tanımadığımız gibi..

sevdiklerimiz.. sevmediklerimiz..
sevişmeklerimiz..

'Yabancılık çekip kalmak ama olmamaksı'
Üstünde söz hakkım olmalı, üstümde söz hakkın.
Kıskançlık tadında, hastalık kıvamında değil
Yine de, daha başka bir sürü şey,
farkındayım, zaman alacaktın..
Zaman verilmeyecek gibi değildin.

Birkaç güne kalmadan kendime gelmeklerim var
ve ben huzur istediğim için, huzur bulana kadar
bu nöbetler ilişkimizin kusuru olmak zorunda.
Şayet bana katlanırsan ve ben sana
her şey yolunda..

Süresiz bir yeri aşındırıyormuşum hissi
ve gereklilik kipi
ve midemde köpekler bağırıyormuş gibi
iki şövalyenin meydan okuyuşundaki cesaret
yere düşmüş kırıntı tanesinin günahından korkar gibi korkmak
bizimle alakalı kayıplardan
Sana kırılabilirim kurgusu ve biryangın alsın beni kaçırsın
son bulsun'u
Seni bazen seviyorum sevgili 'Soru İşaretim'
Kimseye benzememen için benim için
Senden vazgeçmek istemediğimden bunlar doğrusu.

Hislerime göre değişen
Gök ve yer'e benzeyen 'yüz'üne dokunup,
elimle avuçlayıp yanağını öpüyorum seni
gözlerimi kapatıp gözlerinden kaçırmadan
uyurken izliyorum ya da.
mutlulukla ilgili cinayetler masada.
ki içimde böylesi şiddetli bir şeysin sen.

Galibiyet
süsü verilmiş
mağlubiyet.

aferim43

Hiç.

26 yorum var - 02 Ağustos 2008 15:29

ayrılan insanlar gördüm bugün.
hepsi ağlıyordu ben de buna bakarak daha dün yaşadığım ayrılığı bir hatırlıyor bir unutuyordum. gülüyordum sinirden.
kimbilir hangi saçma, hangi ucuz, hangi basit neden için yanıyorlardı.
yanlışlardı, hepsi yanlış!
ama şu an yaşadığım büyük değil fakat içten ve anlıyor musun?
sancılı.. çok sancılı.
öyle ustaca saklıyorum ki seni, beni. küfür bile etmiyorum senin gibi.
kimse de anlamıyor üstelik ama kızgınım. sadece kızgın.
keşkelerim yok en azından ve pişmanlık, hiç duymadım.
sadece artık benim için çok önemli olan sesini başkaları duyacaktı
ve beni arayan sen olmayacaktın. varsın olsun, aşk gibi bir şey bu da.
aşk olsun dediğimizde ne demiştik. olsun!

insan ne yaptığını bilir ya da ne diyeceğini.
neler yaptığını biliyordum ve neler dediğini.
kimbilir değmiştir belki de. hüzün gösteriş değildir.
hatırla sevgi içinde demiştim bunu. bunun içinde..

hiç. bir zamanlar yaşadık vardık ve tamam geride kaldık.
bu ayrılık belki bizi eksiltmez tamam'lar.
tamam'lar, peki'ler.
ne de olsa iki heceli iki kelime. ne zaman duymak istesem söylerdin.
ama ben yapmanı beklerdim ve ihtiyacım olan herşeyime tamam demen değildi.

ne kadar da kötü.
tanışmadığımızı düşünerek ayrılmak. bu düşünceden kurtulmaya ihtiyacım var sadece aslında.
çünkü uğruna küfürler ettiğin, ne dediğini bilmediğin konu.
o konu hala aynı, öylece kaldı. çünkü bilemedin
aslında seni kırmazdım!!

bir ilişkiyi sevgi, güven ve saygı yaşatır.
biri eksildiğinde gördüğün gibi içten dışa kanatır.
öyle ki gelip sana söylemek bile istemedim bunları, senin gibi uluortalığa saçtım.
bir defacık.
sana yazdığım son yazı, diğerleri gibi değerini bilmeye bilirsin.
ama bilmeliydin.. ben kolay kolay seni seviyorumlarla karşılamazdım.
öpmen gerekirdi. öptürmeliydim. neyse ki hepsi geride kaldı.

mesela saçım benim istediğim senin sevmediğin gibi mor
ve artık senin beni sevmen için bir neden yok.

ne de olsa bir insanı en iyi ayrılıklarda tanırsın.
gözün kapalı ve yakın öpüşmeden.
şimdi, memnun olursun ya da olmazsın..
ben bugün olmadı yarın azal-t-ırım.

..kişiye özel mektup.
adrese verilmeyecek kadar kötü bir bağ.

16 yorum var - 28 Temmuz 2008 17:56

Bazen olur böyle şeyler..
hiç olmadıklar sende düğümleniverir,
dudağın kurur, dilin damağın kan toplar,
gözlerinden artık kalmayıncaya kadar kanlar akar.
Yutkunursun. Acıyan boğazın değil kalbindir.
Sorarlar en çok da korktuğun soruları?
Susarsın.
Anlamadığını sanıp tekrarlarlar.
Sen anlamayacaksın hah!
Gözlerini kaçırır, dalarsın.
Bir daha denerler üstüne basa basa kalbinin, beyninin. Kızarsin! Ama nedne bu kadar tepki verdiğini anla(ya)mazlar..

Ne 'kötü' biri olup çıkmışsındır son zamanlarda.
Varsın ol, zaten gözünde yoktur iyiliği.
Anlatamazsın, çünkü cümlelerin kalmamıştır kurulacak.
Hayaller denersin zira umut yoktur.
Mecalsiz devam etmeye kalkarsın,
bildiğin kelimelerin anlamlarını şaşırırsın
kalpler gözlersin acılarından yararlanmak üzre,
bencillik üstüne yapışır, hatta belki yakışmıştır.
Çok değil biraz olsun hafifleyebilmek için eger öfkeye vuracak kadar yediremiyorsan kendine..
Kirletemiyorsan..
Üzgünsün ama kullanmak üzre kalpler lazım acını azaltmak için ve onların acıları olanların ya da.
Yalnız olmadığına dair şarkılardan başkalarına ihtiyacın olacaktır.
Bu yüzden
başkalarının acılarıyla muhattap olmaya çalışırsın,
kendi acini onunla bastırmaya..
En sevdiğin dostlarinin acı çekmesini istersin kendin için.
Seni anlamalarını geçmişsindir,
sen onları anlamaktasın.

Peki.
Kimi kandırıyorsun.. Kandıramazsın!

Bilirsin.
Tanıdık şiirlerden kendine pay çıkarmana gerek kalmamıştır.
Yabancı kitaplarda bulduğun bulacağın cümlelere ihtiyacın yoktur.
Bazen de suskunluğun ölye bir dillenir ki başın ağrır gevezeliğinden.
Kimse duymaz, kimse bilmez.
ama sen bilirsin.
Ötesi berisi sana ait bir kutu dolusu..

Ansiklopediler, sözlükler, günlükler, romanlar..
Bildiğin kötü 'şey' ve 'ler'in rahatsızlıkları.
Ne kadar acı da olsa istediklerimiz gerçekler.

Ama yine de beynimin uyuşmasına şiddetle ihtiyaç duyduğum anlar var.
Kalbimdeki ağrıyı hissetmek istemediğim anlar.
Annemin güçlü gözüktüğüme şaşırıp, gözlerimdeki ölü bebekleri görmesin diye gözlerimi kaçırdığım ve benden gözlerini alamadıkları anlar.

Bilmek rahatsız edicidir.
Bilmemek bir nevi kendini kandırmak.
Bilmemeyi istemekse utanç verici.

Yaşanılanın büyüklüğü derecesinde acın da büyük olmalı.
Dillere destan olacak güzellikler dillere düşmemeli.
Umarsın.
Kimbilir belki en azından bu kadarını yaparsın.
Geceler boyu DUAlar fısıldarsın.
Güneşin doğmasından hiç bu kadar korkmamış olabilirsin.

Uzun süredir duvarda olan bir tablo.
Maalesef 'iyi ki' kaldırılınca duvarda kalan izi..
Duvarın rengi kirlenmiştir tablonun yeri bellidir, daha temizdir.
Ama tablo değil sadece yeri.
Kıyamazsın boyamaya duvarı.
Aklından geçmesine bile izin veremezsin.
Ölesiye derindir anlamı.
Senin cesaretin kesilir aptal aptal
'Keske o koysa yerine yeniden.'
Yoksa da temizliği teselli eder seni, sandığın gibi değilse bile. Gözyaşların ve gülücüklerin şükredersin temiz anilarin.
Korkarsin 'Temiz kalsin.'

Düşmekten korkan bir tezcanlı cambazın ipini tutup gırtlağına dayarsın.
Gözlerine bakar 'Yaşayacaksın!!'

Bütün bunları ben yapmıştım.
Sen neden yapmayasın.
Bazen tüm bu olup bitene bir süre sonra
gülüp geçeceksindir zaten,
ama şimdi buna inanmazsın.

Bazen olur böyle şeyler.
Pamuk ipliğiyle birbirine bağlıymış gibi herşey kötüye gider.
Umursadığın tek birşey ve umursamadığın diğer herşey.
Böyle durumlarda yapman gereken ve zaten tek de yolun.
Sadece biraz olgun davran.
sus ve katlan.

11şubat çoktan 2000yeNdiM.
28 temmuz Saçlarımı düzelttim.

26 yorum var - 23 Temmuz 2008 13:31

-Evet hayatım, kızdırmışlar huysuz!
Cinnet tadında fransız öpücüğü,
hayatsal mahiyet, sadece izleyebilirsiniz buyrun.

Insanlardan hiç hazetmiyorum, insanlığı seviyorum
aptallarla aramı hoşnut tutmamaya özen gösteriyorum
yerlerini başkalarına bırakacak kişileri en fazla bekleme salonuma alırım
'onlar' yani 'en' olmaya maruz bıraktıklarım zaten evimin her bir yanına dağılmıştır
ikram ve bazen karşılık veriyorsam nezaketendir, şımarmamalı
elimin tersiyle ittiğim ya da kestirip attığım görülmemiş şey değildir.
Çabucak soğuyabilirim.
Bıkar ve bıktırabilirim farkedilecek şekilde ayak uyduruyorsam
muhtemelen can sıkıntısı
tren, makinist, ray, istasyon ve lunapark aşığıyız
diktatör ile birbirimizi ha unuttuk ha unutacağız!
aslına bakarsanız çoktan unutmuş olmalıydık
at, koala ya da köpek olmadı kuğu olduk olmadık.
uykusunda ya da uykusuz kaldığında anaç tarafım ve hayvan yanımı durur durur anlatır.
Tamam aslında aşkı şikayet dozundadır
ama en çok
Kokain tadında fransızca Haziran olduğumdan yakınır
ben de onun için vücuduma Şubat aşılarım.
Çünkü antidepresan kullanmamak için birbirimizi kullanırız Birbirimize gayet iyi gideriz.
Ne var ki katilaneymiş öldüğümüz yazım kare karalamalarım.
Muhsin haklı üstelik kimseye verecek huzurum yok!
Onun da korkma nedeni en çok budur, biliyorum
Bir portrede kusur olmaktan haz alıyorum kuşkusuz
Mükemmel olmaya çalışıp kendi olduğunu savunanlara da gülmekten kendimi alamıyorum
Kimseyle anlaşmak zorunda da değiliz fakat anlamıyorsa abartmaya gerek duymuyorum
ayaklarımın yere bastığını zorla topuklu ayakkabı giydirmeye çalışmasından anlıyorduk.
Kıskançlığı sadece onda mazur görüyorum.
Çünkü o kıskanınca kuduruyoruz, tadı kaçıyor ya da çıkıyor. Ben her sarı değil hardal sarısı diyorum kalkmış bana ikinci renk olarak kırmızı öneriyor.
'Lan olmaz anlamı sapıyor' diyorum ama kime ortalığı kin aye götürüyor.
Kolay lay lomca sinirlenebiliyorum.
Zaten bunu çok seviyor.
Gözlerimize birbirimize karşı siyah bant çekmeyi beraber seviyoruz.
Böylece ite kopuğa önem vermeden aşkımız sürüp gidiyor. Benim bazen açtım ağzımı yumdum gözümü yapmalarımda bilek hareketlerimi yanına alacakmış.
Küfür edemiyorum ama Istediğim zaman dengesiz olabiliyorum.
Tanımadığım etmediğim herkesle Memnun olmasak da oluyor bir şey kaybetmiyorum.
Tanıdıklarımı hayatımdan kolayca çıkarabiliyorum, hata yapsın yeter

Çok çabuk kırılmamak için elimden geleni ardıma koymuyorum
ama benim için kendinizi bir şey sanmayın
benim için bunu yapmayın.
Bu ne idüğü belirsiz olduğunuzun ya da hiç bir anlam ifade etmediğinizi göstermiyor
Kırılırsam çok kötü, gerçekten
Çünkü en sevdiğim kişiden bile soğumak
ve eski halime bir türlü dönememek, beni üzer
Üzülünce uyuyorum, üzgünüm
Misal; Cem.
Birbirimizi kaybetmek istememek ama düzelememek
Neyse niyet, gereği de yok gerçi karışsın ortalık
Sıkıştırdım, buraya onu da can sıkıntısı.

Yanlış anlamalar benim sorunum değil ve aslında ben yanlış anladığınız gibi değilim.
Bu gibi durumlarda okuduğum kitap
Ah 'Gidiyorum Bu'
Anlatıyor bana ne kazanıp nasıl kaybolduğumu.
Hardal sarısı, sevdiğim yeşil ve kahve rengi.
Kahve rengi göz altında durumu.

ve yine de bütün bunlar olurken bile herkes benden hoşnuttur tatlım
ama tadımı kaçırmayacaksın.

23 yorum var - 20 Temmuz 2008 01:52

Vagonlar dolusu birkaç mektup karaladım.
Aldın ya da almadın.

I.

Sana erkenden bir şeyler söyleyesim geldi hayatım, o kadar çok şeyi dilimizden kaçırır gibi erken söyledik ki geç kalmış bile olabilirim hatta. Kalbin çarpıyor mesela haber vermiştin. Içinde olduğumu o an farketmiştim.

Gün erkenden başladı ve arabalardan bir kez daha nefret ettim. Annemin omzuna sonra da bacaklarına yaslandım uyudum. Aklıma 'o olsaydı şimdi göğsüne yaslanırdım, saçımda olurdu dudakları, miğdemin bulantısı anlamsızlaşırdı' dedim. Trende hayal eder gibi ilk yolculuğumuzu. Ama yanımda gerçek annemdi ve ben annemi severim.(=

Şimdi işe gitmek yerine sana gelmeyi nasıl da yeğlerdim. Ama bunun iş için üşenmekle alakası yok tamamiyle sana olan sevgim.
'-Monsieur Le Machiniste' kim dediler
'-Ben de kalsın' dedim.
Sana dokunmasınlar diye en yakınlarıma bile göz ucuyla dağ verdim. Sana duyduğum hasreti dağlamaktan geliyor olsa gerek.

Nerde oturuyorsunuz dediklerini varsaydım ve Fransız sokağındaki tren istasyonun sevdiğim sarı renkli odası, kapısı kahverengi adımız yazıyor, tatlı bir yeşil salonu var dedim. Evet bunu yaptım. Senden vazgeçmemek için hayal kurmalıydım.

Mon aimé.
Işe gidiyorum, ben gelene kadar uyursan uyandırırım.
çikolata falan almam böyle kandırırım
Gittiğimde uğurlar geldiğimde karşılarsın.
12 Temmuz'du. Hatırlıyorum işe başlama saatim sana doymaktan sonraya alınmıştı.
Bana daha önce haber vermek için aramış fakat bulamamışlardı.

II.

Sizi katil ilan ediyorum bayım!
-Nedenmiş?, dediğini duyar gibiyim hayatımın izlerini taşıyan sesinle ama bir dk uslubumu bozmadan açıklık getireyim. Anladığın üzre bu sıra öpüşmek yok, açıklık getiriyoruz şurda!

Ayaklarımı yerden kestiniz, evet belki kan akmadı ve ben uçuyorum bulutların üstüne ve senin ayakların yere basıyor ama yanındayken çocukluk yapmama ne diyeceksin? Ayakların yere basmamalı, seni deniyorum!

Cufcuf. Yani Aşk.
Bu ne biçim aşk derler olurlar, ağızları torba değil ki büzeyeyim. Ama kokaini devreye sokunca torbacı bir aşk olunur ve haklarından gelinir ağızlarının. Bak bu payın..
Hem bir makinistin ve makinistin karısının aşkının böyle tanımlanması kadar doğal ne var?
Çocuklar..

Raylar sana varmak için bağıradururken, istasyonlar seferlerini bizim için sık sık düzenliyor.
Hem Türkçe karakterlerin işin içine girdiği romantik şarkılarda gülümseyerek seni anlıyorum, seni an ıyorum. Ama sana varamazken yine de böylesi hisler dünyanın en büyük hasretini çekmeye değer.

Bana yazdırıyorsun, günaha sokuyorsun. Sana gelip kadın ve çocuklaşırken, kalan her insanyavrusuna kadın ve kadın oluyorum. Yanında elini tutarken gözlerim parlıyor gözlerinde ve gülümsüyorum ama başımı çevirdiğim diğer yanlarda umarsızlık söz konusu.
Aynı anda bana binlerce his verdin ve bunu aktarabildim. Bunu yaptın sen, suçlusun. Cezanım razı olacaksın.. Ol, nolur!

Durup dururken gülmek delilerin işi derler, benim de işim oldu.
Korku bile söz konusu şimdi dizlerimde ama sen de nasıl kaldırırım biliyorsun huyumu.
Bir kalp hergün çocuğunu doğurur mu?
Her öpüştüğümüzde kadının oluyorum..
DararararaM ...boşlukları doldur.. La la lan.

14 Temmuz günü 2 aşık birbirine sarılmış bulundu.

III.

avcumun içindesin işte, istediğim yerde.
bunu bir şarkıdan aldım ya da çaldım çırptım ne dersen de.
hangimiz daha çok özlüyor. tamam sen özle, ben ne kadar özlediğimi bilirim hem işime karışma
sana!
bana olan sevgini kullanıyorum, sevmesem yapmam.
dediklerimi tekrarlıyorum.

Bu arada hiç yakıştıramadım, bir makinist yolu kısaltmak için helikopteri aklına getirmemeli.
Ne biçim makinistsin demez miyim adama?
Ben derim başkası diyemez.

Seni bensizlikle tehdit ederim
ama başkası sendne çekip alamaz.
Gözünü üstümden çek ya da gözlerini benden alma
Sofraya oturmadığımız andan itibaren hepsi çıkmış aklımdan

15 Temmuz ve seninle oldu olacak.

IV.

Temmuz onsekiz
Senin çocuğunu doğurmaktan her an vazgeçebilirim.

V.

Telefonda bağırdım çağırdım
hatta benim diye hayal kırıklığına uğradığını sandım
se'si'ni özlemek de dahil kızgındım
ama sen aradığıma sevindiğini söyledin

19 temmuz sevgilim
Bana az katlanmadın ve bir öpücüğü hakettin.

Ah Makinistin Karısı.
Öpüştük.
Mektup trenlerle birlikte Makinist'in içinden geçti.

Şimdilik kalsın sanırım birazdan sileceğim.
Çok ayyuka çok,
aşırıya kaçırdığım ipin ucu gibi.

8 yorum var - 19 Temmuz 2008 01:01

Şimdi olsan..
Muhtemelen 4.gün barışma ardı tartışmamızı edeceğiz.
Ve sen beni öpmek isteyeceksin ama izin vermeyeceğim
küfredip gideceksin ama bana değil ortaya
ve yazıp duracaksın sanki herkesin bilmesine gerek varmış gibi
Hiç saklayamıyorsun hiç
Annen bile üzülüyor yok yere.
Bu yüzden istemiyorum barışmayı bazen
anlamı kalmıyor kadının sıkıntısının
Kendi kendine çek derdini, çocuklaşma istiyorum

Ki sabırsızlanıyorum.
Ayrılıkların yolunu gözlüyor olmak değil bu
kendini birine ait sanamamanın ama bir ilişki yaşıyor olmanın verdiği huzursuzluk
Tümüyle düzenbazlık söz konusu
hissetmediğimde sana seni kandıracak hiç bir şey söylemedim belki
hayal kurmadım ve kurduklarını da kırdım hemen
belki de kötüyüm sırf bu yüzden
ve nefret etmektesindir benden

çünkü sevmek
bir dostuma da dediğim gibi
sevdiğin kişinin insan olduğunu anlamadığın ana kadar sürmeye devam eder.

Ve olmadık yerde şarkılar geçer içinden
bağır çağır
şiirler yazmaya kalkarsın
senli benli ahlaksız
gözünde tüter, sevdiklerini sevmeyi kabul edersin
mesela sen benim için makinist oldun
ve öyle kalacağını söyledin
sorun şu ki
senin yaptıklarınla ya da yapmadıklarınla
pişman olduğun olmadığın, benim içim değişti.

Şimdi olsan ve
keşke kavga edebilsek sonrasında bir sevişmek alabilirdi
tenimizi
ama kurtaramıyoruz kendimizi
ite kopuğa önem vermeyen bizler
kendimize verdiğimiz önem konusunda ne de beceriksiziz.

Sana Hande Yener'in şarkılarıyla seslenmek istemiyorum,
şu yeni halleriyle bana bunu yaptırma kırılırsın
çünkü
tam da anlatıyor ve daha bilmezsin sen hangi şarkılar
Sen sadece benim sevmediğim adamı dinlersin
Sana onu bıraktıracaktım sigara gibi
ya da ben tuttuğum sigarayı yakacaktım
Ve sarı kırmızı renklerle ilgili takımı tutuyorsun
futbol sevmem adı neydi?
Bana alacağın ismin yazılı forma ve ismim yazılı forma fikri kabul etmeliyim ki çok güzeldi.

Ama bir şeyler eksik.
Sen hala yerli yersiz.
Ben ise yolunu gözlüyorum kavga edebilmek için.
Bu kötü yazıyı da bu yüzden yazdım

'Kötü bir yazı yazdım sevgilim
Sana layık değil ama..

Karaladım seni.'

diyebilmek için.
(daha da değişecekti,
düzenlenecek düzelecek
ya da düzülecektik ve düzenleyemeyecektik.)

paranteze ne gerek var!

daha da değişecekti,
düzenlenecek düzelecek
ya da düzülecektik ve düzenleyemeyecektik.

böyle iyi.

10 yorum var - 05 Temmuz 2008 15:06

'Her an her şeyi yapabilirsin' dedi bana
Ben de 'hiç bir şey yapamazsın' dedim
'karşımda'
Ne demek istediğimi anlamıştı.
Fotoğrafı tehdit yoluyla anlatırım ben, aklımda öyle kalmış.
Bunu aşmam gerektiğinden haberdarım ama gel gör ki kafam kalın kafam karışık
Ne dediysem o. Ne kadar verdiysem o kadar alacaksındır.
Kafam birazdan yine düzelir ki bu duruma kalbim de alışık ve miğdem
ve ayaklarımın altından kayıp giden yer,
yer yer beni alıştığımdan farklı kıldı
zaman zaman ise ayak uydurmak kolayıma kaçıyordu
Sanırım kaçırılıyordum..

Beni dinlemediğim şarkıları dinlerken anladıklarında şaşırttılar
ki beni hayallerine katıp rüyalarına almışlardı
çünkü ben birilerine bağlı kalmayı reddediyordum
ve halen daha olduğum yerde bacak bacak üstüne atmış
onların gıcıklığına hak verecek bir umarsızlıkla
yakmadığım sigaranın dumanını havaya üflüyordum.

Aslında ben şimdi yaksam bir sigara
ve kalkıp gitsem bu sıcakta bir tek sarı ceketim, gara
istasyonda beklemek trenle yolcu hali
bulurum elbet o şairi ya da hislerimin katilini
ve kafamda döndürüp durursam senaryoyu
kimbilir belki de ikna edilmiş olurdum biraz.
çünkü bu çok tehlikeli bir hal almaya başlamıştı çoktan
çünkü karşıma çıktığında dönebilirdi gözüm
ve kırpmadan tokatlayabilirdim ağlayarak
'Sokaktaki kanepeyi ardından fırlatmak ya da evdeki bankın üstünde kahveyi döküp seni yakmak!'
aklımdan kaçıp giden hayır aklım başımda
sadece şans var kaçan olarak aklımda
ve o tren sesi üstelik korkudan da değildi tedirginliğim
resmen ortada bırakılmışlık geçiyordu içimden
evet tam olarak şu an hissettiğin gibi
ve ben trenleri halen daha seviyorum
ama sana yok hiç bir zaafım!

ama aslında umrumda da değil olsun
kan istenirmiş, adettenmiş, men ediyorum
hayatımdaki isteklerinizi
ve ihtiyaç duyduğum söylenemez çoğunuza
ailem değil bahsettiğim
ama sen ailemden değilsin!
ki bu yerinizi bilmeniz gerektiğinin vurgusu
yoksa sevmemek değil ki seviyorum
sizin için de postunu ters giydirmiştim şeytana
pabucunu da bırakmadım yanında, ah
ağlamadı mı lan, kan istemiştiniz
kan ağlatmadım mı lan?!

Şimdilik her şey yolunda gitti.
Elimin tersiyle ittiklerim,
Ve bu arada sen!
Senden sonra seviştiğim her adam sevmekten gelmedi
Seninle savaşır gibiydim resmen
Yalnızlık da dahil.

Dokunulmazlığım yoktu da yaklaşmak büyük bir sorundu.
Ve ben fotoğrafı cümleye vermiştim
cümleyi fotoğrafla, fotoğrafı tehditle açıklayadururken
tren, istasyon, makinist, lunapark
hala sevmeden edemediğim şeydi.
Seninle alakası yok hani.

Iyisin?

Fransız içkin, Le Juin.
Kokainin gibi.
'Ah ya, evet!' dediğin
N'evet!

2 yorum var - 04 Temmuz 2008 23:55

Daha yazılacak.

Barış Akarsu.

5 yorum var - 29 Haziran 2008 12:31

Henüz fransız bir gangster olamadım ama
fransız ya da gangster olabiliyorum zaman zaman
ve senin eksikliğin bu benim fazlam değil
çabam beklemekten ibaret, bize kıyamam
ve doğru an, bana gerçekten baktığında
tanıştığımızda hani öpüşüp ayrılmadığımızda
bu defa
-bisou français-
düz taban topuklarımdan yeri söküp geleceğim yanına..

böylesi tehlikeli hisler var içimde.

Mutluluğun gelip geçici olduğunu varsayalım
benim için mutluluk sen değilsin ve ben
hiç bir zaman mutluluk olmadım
bak bu yüzden onların yanında değilim
ve senin için kararlıyım.
istemediğim kadar yalnızlık parçalayabilirim
Bugün sakarlığım üstümde ve kendime her hakkı tanımaktayım
düşleyemeyeceğim kadar kalp kırdımdım.
'Hiç yapmadığınız şeymiş gibi beni hayal kırıklığına uğratın halen daha kırarım'
dedim ve haklı bile çıktım.
La la lan. Gülümsemek yerine gelmiş bir kaş çatışla
Bam!

Şimdi ben seni yazın ortasında Şubat olarak adlandırıyorum
ve ayaklarımda Haziran Sonu kendimi Temmuz'a veriyorum
Temmuz yabancı değil benim çocukluk arkadaşım
Bunca mevsimdir yanyana bitirdik sigaraları
evet benim hiç bunca yıldır içmeyip tutmakla kaldığım
Her elime aldığımda nasıl da kahkaha basıyoruz
Anlayacağın senin ayak izlerin lazım bu eve senin kokun
Işte tam olarak o zaman herkes için kusur olmaktan vazgeçer sadece senin için Huzur olurum.

Hatırlatıldı ve hatırlattım şairimin sesiyle bugün yanyana gelmeden çocukluğumuzu yakıyoruz
ısınmak isteyen buyursun derken bile sevinçten ağlıyoruz.

Bak ben işte tüm sevdiklerimi gözlerine bakıp öldürürken gangster oldum
ve çay demledim ardından içtim sabahın bir yarısı
sevdiğim iki şarkı daha edindim avcumun içinde patlasın
ve kendime bir hediye daha verdim aynada senin için
gülümsedim. doğurasıya senin oldum.

ama tüm bunların Hüseyin ile sesimizi ilk defa duymamızla alakası yok.
Ama bu yazıma alacak kadar da etkileyici.
Ve sabah anne ve babamın öperek uyandırmasının verdiği tad
hiç bir kanun namına sevinmemi engelleyemezdi
Ve tabii ki Yaverimin tam 3 ayrı zamanlamayla 3ayrı öpüşle varlığıma sevinmesinin beden de olmak üzre 2dilde dile getirmesi. Şükür meselesi.
Tabii ki 'onlar'ın unutmaması için de meğrsiğ.

Çekilen fotoğraflara bakıldığında aynı anların tekrardan yaşanması ve iç çekmek zamanlı zamansız
Yenileri olacaktır yeter ki biz aynı kalalım.
Iyilik sağlık.
Galata Kulesi'nin biraz daha özenle AKşam yeşili, akşam kahvesi ve güzelliğiyle gök ve yüzü ve biz. Bir teks evdiğim tonda sarı eksik. Saçlarımda değil.
Artık çok geç olmuş olabilirdi, eve dönmeliydik.

Ahşap ve zemin
Bir yapı
Daha dün sabaha karşı kendime açıp
Daha bu sabaha karşı yüzüme kapattığım bir kapı
Bunun içindir ki
mutluluklar kısa sürer
Ve ben Huzur için de liririm.
Şimdi ise randevuya geç kalmak üzereyim.

Le machiniste, Le train, Parc d'attractions.
Ah anlatamadığım kısım kuple.
Anlarsın geçirdiğim cinnetin şiddeti kadar beni
Hepsi bir kalemde benim.

Seni anlamadığından çok narinliğinden olsun dediğin
Fransızın Le Juin.
Yanaklar ısırmak içindir.

12:29
HaziRandevu.

9 yorum var - 23 Haziran 2008 17:03

Becerebilseydim uyarı yazısı geçerdim.
artı eksi diye ama tümüyle eşittir.

Üstüne basa basa geçtiğin yolların tozunu attırmak
ve yuttuğun tozların tadının damağında kalması
hiç bir şeyin eskisi gibi olmamasından ziyade bunu istiyor olmamak taze
tut ki o yollardan tekrar geçmek ki buna dönmek denir
ayaklar geri geri gider ve kalp çarpar korkudan
hiç kimse aynı kalacak değildir.

işte bu yüzden.

Hem sonra bir şeyin kesilip atılmasının, şey dediğim kalp
kırılmış bir izlenim bırakmış olmalı ki şu an taş
yerinde ağır, yerinde katı, sana ağlaya
mayacak kadar da bir entere san
a nlaşılır gibi bir şey değil değil, gayet zorba ve kırılgan

belki bu nedenle.

Şimdilik zaman kipleri besliyor şimdikinden çok
gelecekle arası ya var ya yok
müşterilerin gırtlağına yapışması muhtemel bir kasiyer
ki emin olmalı hiç çekinmez
ancak sorununun müşterileriyle olmaması
bir sorun teşkil etmekteydi.
Çeker kendisine karşı gelir durur,
karar verememekte üşenmez
Hasbam biraz daha deli

Biraz daha hayvan.

Bana kilitler verildi kayıp anahtarlarıyla, elim ağır basmakta
bu yüzdendir ki belki, dizlerim havada ayaklarımın yanısıra
anlaşılmak umrumda değilken ne güzel olabiliyorum ben
ama ay başı ve sonu maaş hoşuma gitmiyor artık
bu kadar cinnetin bu milletin yakasında her an yakışmasına
kişilerin kendi çıkarına felç geçirmesi
Sıkıcı.

bakınız bu kalp ve bu da ana avrat
ve bu da kusur!
bakan yerleriniz anlasın fakat dert görmesin
bu da elimin tersi.

Böyle iyi.

Herkes bir yer bulsun kendine ve kalsın yerli yerinde!
Bekleme Salonum ayakta kalanlara daha samimidir.
Kanmamak ve kanamamak, benim sorunum bu
Ayaklar yerden kesilemeyecek kadar deniz ve benzeri.

ancaklamalardan.

Çünkü.
Sildiğim başlığa başka bir yazı iyi giderdi.
Ve de herkesle iyi olamamak
en az kötü olan kanamamak ve kanayamamak kadar
iyi bir şeydir.

Bunu daha sonra yazacağım bir yazıda da söyleyecektim.
Hüzngün olmak böyle bir şey durmuş gibi.

17 yorum var - 14 Haziran 2008 20:03

ya yaptıklarını unutacaktım ya da seni
herhalükarda bölüp deşebilmeliydim içimi

Seni gelmiş geçmiş en sevdiğim adam ilan ediyorum.
Babam'dan sonra
Gelecekte karşıma çıkıp bunu değiştirebilmelerini de nasıl umuyorum bilemezsin
Çünkü sen.. diye anlatmaya başlarsam ne aklımda kalmayanların suçu
ne de üstünkörü geçilmeye layık durumlardır bunun kökü

unutulmaz ya da unutulur.
iki buçuk senedir aklımdaydın, buyrun..

Gel-ir-sen gel, iyiye gitmiş bir adam olarak
ben iyi olayım
saçımı istediğin renge boyayacağım belki
ama senin istediğin gibi kestirmeyeceğim de
ödeşmemiz her an olacak
Takdir edersin ki olsan ölüm döşeğinde
kaşlarımı çatmam senin için sürpriz değil
arkamı döndüğüm anda ya da uyuyakaldığında
yanaklarına dokunup ağlamak ise
senin için fazlasıyla sürpriz

Öylece kala kal.
Sakallarını da ben keserim.

Şimdi seni nasıl özlediğimden bi haber kalıyorsun oralarda
kim bilir kimin kollarında, ben sevişmekten korkuyorum
belki de bıkkınlık geldi bu denli cevapsızlıklardan
yorulmuşsundur eminim, benden de az değil
inan bana inanmadığında neler oldu biliyoruz
Düşün ve düş.
gel yine de içten içe sevmeden edemediğim
gel de biraz uzan
Öc ve de ödünç.
Ahım senin yanına kalmayan.

Benden sonra hayatına giren kadınların lafını etmemeli
Yoksa bir gece yarısı kal-k-ıp terketmem seni
an meselesi
Senden sonra hayatıma giren adamların
senin kadar olamadıklarını da söylemeli
'Mezarım miraz olsun al senindir' demiştim
Bakma başkalarının söylediğine bu cümle hala sana ait
Halen daha senin için
İçimden geçer durur
Başkalarının asla olmadı ve de olacak şey değil

Sen benim içimde terördün, sen bir diktatör
Ağlamadığını sanırlar beni ağlatmak için yapmadığın kalmadığında
Şimdi bir oğlumuz olsa adı ne olacak bana bunu sor
Ve inan bilmiyorum o kadar uzanamadım henüz sana
Bir kriz söz konusu
Önüm arkam sağım solum, sen
Saklambaç bitsin, oyunlar bitsin
Güldürmeyen şakalardan nefret eder
Lunapark a gidip sadece izlemeyi severim.
Belki ne kadar değiştiğimi bilemezsin.

Senin için karalamadığım şey kalmadı
Bir izdiham bir intikam
Aksine kalmadığım bir hal
ve yanıma almadığım bir sürü alet edevat eda

Artık gülümseyerek de fotoğraf çektirebiliyorum
kahkaha atarak da
Kabul et, gördüğün kadarıyla
bak kalmadı bende o sağnak o güz
Ne de olsa gözlerimi göremiyorsun
Çünkü her şey yolunsa sanmayasın diye
gözlerime bant çekiyorum
Ve haklısın öfke, gurur senin için aşkla besliyorum
Seni seviyorum değil
Seni nasıl da seviyorum!
diyerek söylüyorum

Ah bir de bana kalsın şu tablo aile duvarımız
Bir de elimde patlasın ellerin bunca zaman
Çirkinleştiğin bir yazı okumasaydım bu sabah
Senin için yollara koyulacaktım.

Burdayım sevmediğin yerde, istemediğin
ya benim için geleceksin
ya da koyu gelmeyecek bana daha fazlası.

İki eşitsiz parçaya bölünmek
iki eşitsiz parçayı bölüşmek iki buçuk senedir
Mutluluk, huzur, hüzün, şiddet
Böyle uzak ve hasta
Kendi halimizde
Tahminim odur ki
Bizi asla tatmin edemeyecek.

Ne de olsa ben Hazirandım sen Şubat.
Birbirimizden çok şey almış çok da şey katmıştık.
Yarımız yaz yarımız kış.
ilk ve sonbaharı kenara atmıştık.
Ben yazmıştım da senin okuyamayacağını bildiğimden
içimden geçen trensin atlı ve karıncalı yüreğimden.
Bu yüzden sevinçten mi bilinmez, ağlamıştım.

Sana kadın yanımı bırakmıştım.
ya yaptıklarını unutacaktım ya da seni
acıyarak
ortada bırakmayı seçtim şimdi.

30 yorum var - 03 Haziran 2008 03:14

Bugün başka bir şiir okudum, içime sinmedi sindi
Doktorlarımla doktorlarıymış gibi konuştum ve annemle annesiymiş gibi
Kesin ve şartsız bir istekte bulundum ricadan az biraz eksik
Sabaha karşı da kafamızın içinde dönüp duran oyunların dile gelmesiyle kendi kendimize rezil olduk
Kendi kendimize bildiğin rezil!

Insan en çok kendinden ürksün, aşkı sevip onsuz yapabilmek beni incitir
Kendimi incitiyorum.
Ve kişiler tasvib etmediği şekillerde karşımda bitiyor
Belki denedim ama yanına gitmek için karşıya geçmedim

Diyorum ki içtiğim meyva suyu ile sarhoş olabilirim
ve hayır mutlu sayılmam
ama üzgünse hiç değilim
Aslında uyuşturucu kullanmadan da sanki dedirten pozlar çıkarabilirim
Ne de olsa mimikler dijihal!
Ve kendimden şüphe ettiğim yetmiyormuş gibi
beni tanımadıklarını belletebilirim.

Baylar bayanlar, karşınızda huzur adı altında kusur var
Avcunuzun içinde olmadığı ise apaçık
Kalbinizi görmezden gelecek kadar da Hazin Ran
Ne de olsa yaz ilkbahar sonbahar kış
Bütün mevsimlerden payımızı ruhen almışım.

Bugün ezberlenesi bir şarkı geldi oturttu yanıbaşıma Şair
Uzun zamandır fransızca demediğim gözlere geldi
Kırılgan biriyim aslında ama ilk anda yığılacak değilim
güçsüz biri ise hiç
Bu dizeler ise günlük misali, sırf şair dedim diye şiir değil.
Bir değişiklik var sanılmasın
Kötü adamın ölüm döşeğinde olduğunu düşündüğümde
kaşlarımı hala çatıyor olmam bile
Aynı..
Apaynı.

Acaba öldü mü? dedim
İçime sinmezse silinir
işte bitti.

10 yorum var - 31 Mayıs 2008 15:31

Hem neden olmasın?

Içimden gelmesini engelleyemediğim
hayvanca bir münasebetle
ve fakat çocuğunu düşürmekten korkan bir anne
tavrının biraz öz biraz üvey dilimleriyle
sizleri hayal kırıklığına uğratmak istiyorum;
sırf evdeler diye.

Yalnız ve haksız
belki de yanlış ve yansız.

Uzun zamandır kimse uğramadı da yalnızlar
sanılır ki pek haksızlar
Mutluluktan çok daha kalabalık oldukları
Sağır Sultan'ın kulaklarını çınlatır
ve Kör Aşık'ın bile gözüne çarpar.
Ama içerdeler ve yorgun argın
biri kanepede oturmuş kusur kadar arsız
Masada yazıya dökebilecek cesareti olan ise
Bir Abdal Kaygısız.

Ne kadar adam beğensem öldüler filmde
Kanlarını yerde bırakmamak için resmen savaşıyorum.
Sevsen de sevmesen de suç
luyum ölün doğun kabul.

Şimdilerde biraz huzur-suzluk belki de tek kusur
Gözüme çarpan gözden düşmelerin yaş ila alakası yok
ama olmaz da değil olur mu olur.
Çünkü yaptığım ve içimde kalan yanlışların kokusu
şimdilerde çıkıyor, burnumda 'ne zaman'
sorusuyla tütmüştü bunca zaman.
Ki ben ne halim varsa görmenin tadını çıkarıyorum.
Çıkıyorum işin içinden
iş kapı gibi duruyor.

Beni terkedin
Siz'siz de olabilmenin ONURu yanımda kalsın.
Ve tabii ki AİLEM değil
Sadece üvey yanlarım.

Bana -siz ile biten kelimeler t-üretin
şakasına türettiler, şakafobim olması
bu durumda rahatsızlık vermez idi
ve düşünce tarzı ile tükettiler
olumsuzluk eki gibi görünmesine rağmen
el işaretleriyle tamamladım
'ben -siz'siz olumluyum'
Doğru söylüyor ve ağlatıyordum işte.
Sevinç mevinç ama öyle böyle bir hınç bir linç.

Dahası lazım gelirdi
Ben seni verdim, bitti.
Sayende biri beni
Ölene dek sevdi.

Sadece
Hayal kırıklığına uğra-t-ma
-lar-ler'i.

7 yorum var - 15 Mayıs 2008 14:47

Onur'un hiç sevmediğim birine benzemesi dahi sorun değildi.
Hiç olmadı.

Ki biz Frank ile..

Benim sana en çok kızdığım zamanlarda
kabul
her defasında birer tutam kırgınlık
ama ola bildiğince az bilmediğince ise
az buz değil külçe gibi yalnızlık
yorgunluk. hiç yabancılık çekme sevgilim
hepsi bize ait.
sana bir kısmı bana bir.
geri kalanını ise çocuklar ortadan kaldırır.

Eski bir yaz'ı getirdim tamamlayıp masana bıraktım.

sen çayını bitirdiğinde mutfakta olacaktım
Belki de inan(a)mazsın tam tamına azöncedir bu yazıyı
bitirmeye hükmediyorum
tırnaklarım durup durup kırılırken dert ediyorum
şimdilik bütün kötü hayaller hali hazırda
ve ben şimdiden oturup ağlıyorum
paranoyaklıktan hiç hoşlanmayan seni,
hayatımı kaçırmak pahasına
Moi aussi

Durup durup düşünmekten olsa gerek
bir masa varsa elim çenemde olabiliyor
ve şimdi çene hizamda bir iz var,
hep düşündüğümden geçmiyor,
geçmiyor.

Bildiğin kahve rengi idi gözlerim, 'kahve'yi sevdiğimden 'rengi' ayrı yazılır

unutagelmişliğimden şikayetler bir hayli kabardı
geçmişi de hesaba katınca her şeyin aklımda olması da
film film, kare kare.
Mesela o öpüş, o gülüş, o duruş, o dönüş
Mesela o kan, o tren, o gidiş, 'o dönüş'
Mesela x, y, z. ve sen sevgilim. aslında sen
Aklımdan çıkaramadığım sahne..
Zaten kalsın da yerli yerinde

Küsüyorduk. Aynı yerde yalnızca ikimiz isek
zaten beni kızdırmayı senin sevmen yok mu
sırf sen seviyorsun diye inadına kızıyordum.
Ben seni sandığından daha çok düşünüyorum
Gülüyordun. Sırtımı dönüp yakmalarımdan seni
omzumu öpmek ve yanaklar ısırık almak içindir
diye diye gelip uzanmaların
kıvrılıyorduk, kıvranıyorduk
Başkalarının ruhu dahi duymuyordu

aynı yatakta uzanıp sırt üstü. göğsümüzde tanıdık iki harf dölü

geçtiğimde sokağından savaş halindeysek
saati bilmelerin ve perdenin ardı
oynatmamaya pür dikkat
kendimizi ele vermek olmazdı

Eski bir şarkıya rastladım geçen gün,
o zamanlar sen hiç yoktun ama şimdi seni düşünüp dinledim
dinlendim. ve yatağımızda ölmüş gibi uyuyordun
Umursuyordum.
Ve aslında ben kimi ne zaman en son öptüğümü de çok iyi biliyordum
içime doğuyordu
ah o içim sancılı anlar da bilsen neler doğuruyordum
sen beni kusur ve küsüratlarımla sarıp sarmalıyordun
Ve sana ihtiyacım olmamasından yakınıyordun.

Gurur.. Gözlerine baka baka yenik düştüğüm
Gurur kadar olamadıkların oluyordu.

Şimdi alnımda bir yazı DUA edelim de
şizofrenlikten bir adım daha uzaklaşalım
Bu arada
obsesif bir aşk kaç güne sığıyordu?

Uzun uzadıya söktüğümden harfleri
kendimi ele veriyormuş gibi hissetmelerim
beni son derece rahatsız ediyordu
Artık konuşmak da istemiyorum
Hayatımdan çıkmanıza dair komplolar hazır.
Kurulu

Sana çay demlemekti niyetim
tek başıma içecektim
annem uyanmasaydı, demlik yanmış olmasaydı
belki de seni karaladığımdan unuttum
ev yanıyor olacaktı
Annemin bu huyunu sevmiyorum
bu:gizli olgu
Belki de haklı yazı yazmak bana yaramıyordu
yazı yazamadığımda olanları bilmediği ayrı olay
olay olmasına da
beni bu yönden hiç tanımıyormuş

'Annemi üzdüm böylece bana hep trenler çarpsındır'
-Haklısın tamam.
Onunla tartıştığımızda her, bir o kadar çelimsizim bir o kadar çirkin
Ve yazdıklarımın okunma ihtimalini aklına getirmeyecek kadar bana ihanet sahibiydi.

Üzülme sevgilim sen, terleme kan tükürme
Üzüntüden çok sinirden ağlıyorum.
Farkında isen di li geçmiş zaman dilimleriyle karalıyorum
aşırıya kaçan yanlarım izinli
işim gücüm yoktu
yaptım!

suçlu bulundu.
-Benim; n'olmuş!

Yer: Bir yazının ikiye ayrılmış gölgesi
Zaman: Evvel

3 yorum var - 28 Nisan 2008 03:52

Bazen çok kırılgandım doğru çünkü sen bir o kadar sakardın
sağırlıkların alır beni cinnetimi getirirdi içten içe
ki sen beni en çok uyurken izlerdin diye uyuyamazdım
bildiğimden çünkü ben bildikçe canını sıkardın
güçlü olduğumu zannetmekti seni baştan çıkarırdı
böyle ben hep güçlü kalma zorunluluğuyla ki nasıl zordur bilirsin
kollarında ağlardım.

seni gül üstüne diken işlerken hatırladım
ve inanmazsın iğrendim hergün öpüştüğüm adamlardan
oysa kalpleri avucuma gelirdi yatardı
daha ne isteyebilirdim
senden..
sinirden yumruklarımı, sinirden canlarını sıkardım
istediğimden sıkılırlardı da..
ne de olsa değerdi bana.

seni hatırlamanın beni nasıl yerle bir edemediğine
ve seni andıkça donukluktan ziyade gülümseyebilmenin hiç hiç
nasıl olduğunu görebilsen anlam veremezdin
onca şeyi biz yaşamamış gibiyiz
ve zaten artık kardeşim bildiğim de kardeşim değil!

Bazen hatırlıyorum da aklıma gelmiyor isimleri akrabalarının
ve evimin yolunu, odamın kokusunu başka bir adamla paylaştığım
gelince aklıma gülüp geçiyordum, sen bile oradasın
unutuyorum.

Yok hayır, böyle de olmaz aslında senin de memnun olmaman lazım
tüm olan bitenden.
doğum günün geldi doğum günün geçti hatırladığımı bellid ahi etmedim
o günde zaten bir başkasıyla seviştim 'sevgilim..' dedi
bir çocuğumuz bile oldu adını henüz unuttum
neydi.. dur?
ben her gece bir sonraki gün ile işaretleşmiyorum pencerelerden
denden

Üzgünüm.
Seni unuttum.
Bütün bunlar sadece.
Hüsnü kuruntu.

2 yorum var - 21 Nisan 2008 16:30

Eski Püskü Sevgililerim ve Kaltaklar'ından
çok daha fazla istiyorum sana bu yazıyı yazmayı
aklımı salmak varken o diyar bu sayfa
öpemiyorum seni, ağzın kıvrılamıyor bana düşmanmışcasına
savaşa da bilmiyorduk
sonrasında sarılmak ve sevişme öncesi uyumaklar
birebir hepsi hayal
seni gereklilik kipine geçireli korkuyorumdu
o zamanlar..
şimdilerde yeltenmiyoruz kaçıyoruz konuşmaya
haberin yok benim bir lince fevkalade girişimlerim,
-ödüllerden ödün vermeyen bir tavırla beğenide
sonuçlar veriyor idi-
cuma ve ertelerine hakim olabilirdim
oysa ki evveli, evvelindeydik
aynı evde ne kadar yabancı ve rezildik ki nerdeyse hiç konuşmamış gözgöze de gelmemiştik
sen otobüse bindiğinde utancımdan anlamıştım, sanki herkes her şeyi biliyordu
ama ben sen giderken ardından göz ucuyla ya bakmış ya da bakmamıştım
Ve aslında sorun da teşkil etmiyordun.
Ayrılırken yanaklarımız değimemişti birbirine ki içimizden
görüşmemek üzereler geçiyordu
yine de hiç beklemediğim şekilde yolumu bulmaları düşünür
gibi yapıp beni merak ettiğini düşündürüyordun

Hayatım'da kimsenin yerini alacağı yok
Seni de tahtından kaldırıyorum hükmüm
Çünkü platonik bir ton değildir örneğin
Sarı ceketim
Sevgilim diyebilmek de olmanı gerektirmiyor
Ama anlıyor musun ben kendi içimde
Çocuğunu doğurmuş bir kadınım
Ve seninle yarım kalmak en güzeli diye
susup çıldırıyorduk ve kolay kolay yazılmıyordu

senden sonra
bir gecelik aşk dedirten sevgili pozisyonları
elime yüzüme bulaşırdı
oysa ki seninle ilgili sevgiliymiş gibi karşılıklı hayaller kurmaya kalkmak
ne saçma! ne saçmaydı!

evden çıkarken kafanı rahatlatman
ve benim seni 'bana öyle bakma' cümlelerinde izlemem
az evvel çayımız bitti.
sanırım bu bitmemize eş değerdi
değmezdi değerdi
değmezdi değerdi
çünkü
ilk defa gözlerini kaçırıyordun fakat konuşuyorduk.

seni öpmeden benim otobüsümü gözlüyordum
kadıköyden tren döndüm.
belki de trenler o günü bana sevdiriyordu
ya da her şeyi unutturuyordu
-k.

Hayret! Manuel D'ahlıyor.
Aman Frank durmasın.

0 yorum var - 27 Şubat 2008 15:29

Kadın sıkıldım!
Düşünedur benimle
Ben bir kısrak olsam ki muhtemel ve yaren koala.
Koalalar sarılmayı sever.
Ya da ben koala olayım yaren at.
Ben sarılmayı da sarılan olmak kadar sevebilirim.
Deneme 5-7. Sarıldım sevdim, sevdim sarıldım.
Sarılıp sarmalandım.
Neyse, ben diyorum ki; böylesi bir ilişkiden olan çocukları düşünsene.
Bunun hayalgücünde açacağı travmayı da başından unutma.
Teyze olacaksın sende. Neyse korkma.
Ben öylesine değil de ölesiye bir adam sevebilirsem.
Ve o da beni.
Zaten insan dahi olmaz bizim gibi hayvanların çocukları.
Melek olabilir ki öyle olacak.

Lan biz neler devirdik ciddi ciddi.
Amma çocuk aldırmış gibi olmuşuz.
Piçler aşk çocuklarıdır.
Çocuklarıma piç deme.
-Herhalükârda-
Aşk olsun.

Yine de bir Fransız akşamı sokağı ya da filminde çıkacağım karşına
Sen bana Şiddet-i Huzur diyeceksin.
Alacağın var anlayacağın..
Ve belki Fransız da kalamayacaksın söyleyeyim
Öpüşüp ayrılacağız. Şimdilik.
Bisou Français.

Le Fabuleux destin d'Ah Poulain.
Amélie'den neyim fazla?
Ben son demeden son bulsun.
Altı üstü kalsın, Meğrsiğ.

Komplozisyon.
'Seni Seviyorum'larla öldüremedigim
ve 'yanimda kalan' Adam.

1 yorum var - 22 Şubat 2008 16:17

Üzerine kapamışlar sığınağı insanların hayvanlar
ki hayvanlar hayvan olalı böyle insanlaşmamışlardı aslında
Süt dökmüş kedi tablosunda elimle kediler çözüyorum
Çünkü kediler benim için problem olmaktan çıkmalıydı
Dün yakasına yapıştığım arkadaşımdan çekineceğim tuttu bugün ki
O bana her gelişinde aynı karşılanacağından nasıl da emindi
Yutkundum.
Emindi.
Yutkun-du.
Emin.
Yutkundum. İndiğim kalplerim varmıştı ben im.

Tutunamadığımdan tam kalp malp sıralamasından
Tükürdüm.
Sevinçten demeselerdi nerdeyse boğuldum
Ve o kaşla göz arasında n vuruldum
Nasıl da kuruldum bir hanım deli peydasında
Benim sevgilim bazen anlamadığından beni
düşünüp düşünüp dururdu.
Dilim damağım bunu düşündükçe kururdu
Çünkü onu anınca benim çocuklarım olurdu
Gerisi muamma. Gerisi mübalağa.
Tam bir sirk treni beğenir alamazdım.
Müsvette ağaç yapraklarının duvar kağıtları işgalini
son buldurdum
Üstüne kelimeler döktüğüm ve gömdüğüm
üstüne üstlük bir şeyler anlattığını sanan
Bana ait olanlardan
Duvarında işte onlardan bulunan bir oda kurdum.
Gel gör ki hiç uyumadım daha yatağında.
Yatağı 2.tekil şahıs a verdim soyundu.
Sahiplenmesine de sahiplenemedim oysaki benim bilirdim.
Oda benim. O da benim. Orda benim.
Artık çok geçti, hepsi benim olmuştu.

Ve şimdi bütün hıncımı senden çıkarıyorum.
Hüzngünüm.
Trenlerle seni takas ettim sevgilim.
Sirk trenler benim.
Bu sirenler senin.

Bir şiir dersen bunu ikiye bölüyorum
böylece iyi niyetli olarak çıkıyorum işin içinden.
Bu kadarını okuyabilirsin.

Komplozisyon.

1 yorum var - 22 Şubat 2008 03:16

'Eskilerden bir yerden devasa bir gelecek almış alnımı dayamışım uykumda
bunun rüyasını görmeye kendimi adeta zorlamaktayım, ensemde benim tuttuğum tabanca. Zorbalıktan hiç mi hiç hoşlanmadığımı en iyi kadın yanım bilir.. Sözde HAYRA yorarsak bakarsın alnımda da yazılmış olur ve başıma gelmezse gidip RABBİME yakaracak kadar düşüveririiririm belki. 'Alnımda yazan neden olmadı?'.. Affet ALLAH'IM. Kul akılsız başıyla çare bakınıyor. Akılsız başın acısını ayaklar çekiyormuş. Gidenin ayakları çekiyorsa, eved eved o bi akılsız! hatta beyinsiz hatta gerzek sersem salak aptal dangalak.türetebileceğim her indirgeci sıfat! Sen 2para etmez bir aşağılıksın sevgilim.
Dört duvardan bahsediyorlar hep. İddia ediyorum 5duvar onbeş duvar yirmibe5 duvar. Ağlama duvarı, Cami duvarı.. Ve yer. Yer sanırsın. o birtane. Yemiyor yerdiği kadarını. Uzadıkça uzuyor Mübarek. Onunda altından bahsediyorlar varmış diyorlar. Ona kadar gidebilirsen sen mış ila dı oluyormuşsundu.. kimi zaman rastlıyorum ama dikkat ettim masallarda hiç lafı geçmiyor. Çocuk kandırıyorlar çocuk. Üstelik kulağını dört açmak atasözünü kendisine ithaf ediyorum yer'in. Bak bir de üstünde tepiniyorum. Kulak zarı patlıyor. Kulağı kadın oluyor. Psikolojisi bozuluyor o da kadın oluyor. Dünyada adam nufusu azaldıkça kadın nufusu çoğalıyor. Nüfuz edilmiyor nefesle ve ölüyorlar. Hiç istemediği şekilde olduğunu sanıyorum. Duymadığı şey kalmıyor duyduğu şey ya da şeylerin yanında.. Aklıma ip atlamak geliyor. Seksek oynamak. İp atlamak için kullandığın ip ilerki yaşlarda burana kadar geliyor, ileri gidip. Boyundan büyük boynuna yerleşiyor. Tabii kendini bırakmadan çıkarıyorsun ellerin bu işe de yarayabiliyor. Eller. Vazgeçmek için işe yarar, biliyorum. Seksek oynarken çizdiğin şekli yer'e armağan ediyor ve taşı alıp hakedenin kafasına atıyorsun.. Ayağın kaymaya görsün. Ruhunun şaftını kayırırlar, becerirler seni en güvendiklerin. İğfal ederler ve ortada bırakırlar. Yalnızca ortada ve sen ellerini nereye koyacağını şaşırırsın. Ruhun içinden kaçtığı bir beden kadar ölü kalıyor, yığılıyor bırakıldığı yere. Seksek oynarken oyunu bozup hakedenein kafasına attığım taşı buluyorum. Bir taşla iki kuş vurasım geliyor. Taş Majestelerini kendime Sabır hakedenlere mezar taşı haline getiriyorum. Ve kuş tuş oluyor ya da kuşlar ya da neyse.. Kalbimin yanısıra aklımı da zorluyorum. Kaldığı yerdenm devam etmeye bakınıyorum. Kör oluyor bıçak gözüm dönüyor nankörleri görüyorum. Bilemeye gerek yok saplayıp çeviriyorum. Şimdilik gülüyorlar izin veriyorum, son gülenin olacağıma akılları ermiyor, ebleh! Bir bakmışsın masumiyetini ağlayarak kaybetmiş bi 'hiçbirşey' oluvermişsin. (Güçlü gözüksün diye kuralı bozup birleşik yazıyorum.)
Hadi güven. Hadi bir daha güven lan!
Tam bu sırada acı bir merhametle kulağını çeker gibi fısıldıyor sesim.. 'Güven de.. Yapamadıklarını da yapsınlar. hdjdfjfkşfs
Dan dan dan.
Uçan balon top tüfek.
Tüfek top balon uçan.

Küfür etmekte zorlandığım için kendime açıp ağzımı, gözümü yumuyorum. Çok hassas olduğumdan hemen kırılıyor ve çekip kırılan bir tarafımı bana ağzını açıp gözünü yuman tarafıma saplıyorum. Gözünü yumduğu için görmüyor, hissedince de gözü açılıyor.
Ama artık çok geç oluyor çünkü ben artık her hediye olarak kumsaatini seçiyorum. Bir de toprak saati olsaymış diyorum her kumsaati seçtiğimde.. Bir de roma rakamlarıyla yazılsa iyi olurmuş bir tarafına.Ama kuma yazı yazılmıyor toprakta sözde sözden ibaret. Roma rakamı çekici duruyor ama benim işime yarayan şekil roma rakamından çıkmıyor. Olsun roma rakamından yapsınlar diyorum yine de.. Roma rakamı daha çekici oluyor.

Beni kahpe ve kalleşlerden başkası vurmuyor ya bende kimlerin vurmayacağını bilebiliyorum. Bunun için kahin ya da insan sarrafı olmam gerekmiyor oluyor.

Eskiden bize yanlış yapıldığında gücümüze gidiyordu, şimdi ise komiğimize. Mütemadiyen gülüyoruz.
Son gülecek olan olacağım için alıştırmasını yapıyorum. Sonrasında sevinç nedeniyle kalpten gitmemek için.

Ve bir de avuçlarımdan gökyüzüne uzanan adam!
Aşık olduğum tek adam.
Onurum. Şiiri olasım gelen..

'kskdfkflklşdf'
Adamın ahlakını böyle bozuyorlar.
Zira utandığımdan açıkçasını söyleyemiyorum.

İçimden geldiği gibi yazıp duruyorum.
Senin için bir sakıncası mı var!!

Bir türlü nankör olamıyorum.

Elhamdülillah YA RAB.
Basubadelmevt.

03/04.10.07
Kumsaati'

demisim diyesim geldi ve gitti.

2 yorum var - 22 Şubat 2008 03:06

Ellerim.. Çok kötü bir renk alıyor zaman zaman, hatta renksizleşiyorlar desem yeridir. Bir bayana hiç yakışmayacak şekilde. Gidiyor tüm güzellik elimden zaten birşey de gelmiyor bu konuda. Kış sanırım bunun sebebi. Yazın nasıldı hatırlamıyorum. O zamanlar olanlar belki bilirler ama bir soru için yapma suretlerine katlanmaya lüzum yok. Ve zaten duymuyorum.

Ellerimi renklendiremiyorum ama tırnaklarıma istediğim rengi verebiliyorum belirli sınırlamalarla. İstersem kan kırmızısı oluyor istemezsem olmuyor. Törpülemeyi de sevmiyorum ama birşekil alsalarda fena olmaz biliyorum.
Ve korlukların alıp başını gittiği zamanlardan geride kalmayan morluklarda oluyor herhangi bir yerimde.

'Herhangi bir' demişken aklıma o geliyor tüm özelliğiyle. Bugün, ismimin bir kısmının bazen nur anlamına geldiğini hatırlıyorum. Onurumu okşuyor parmaklarıyla. Sonra gidiyor gözgöze. İkimizde biliyoruz daha çok var ona ve bana, bize. İkimize. Çoluğa çocuğa, toruna torbaya.

(Iyilik sağlık, diyoruz.
Öpüşüp ayrılıyoruz o zamana dek.)

Ben henüz küçük bir kızken büyüdüğümü hatırlıyorum. O zamanlar öpüşmelerle hamile kalındığını sanıyordum. Anne olmak herdefasında bu kadar masum bir çerçevedeydi. Saf olmanın temizlik olduğu bir zamanlar vardı hani geride kalan. Kötülüğe insan ne gerek duysundu o zamanlar. Oysa Nuri Alço eski topraktı. Kötülük insan kadar eskiydi.
Küçük Emrah ın annesi bile Küçük Emrah'a göre anneydi. Annem o küçüğe ağlardı, bende anneme.

Ve belki de o bana sus demeli bu defa. Bende susmalıyım kayıtsız şartsız.
Başbaşa kalınca tekrar fısıldamalıyım içimden.
Belki de sırf bu yüzden,
gelip hoşlanmadığı şeylerden bahsetmeliyim ona.
Durup dururken aramalı ve tatsız konularla canını sıkmalıyım.

(Eskileri unutup unutmadığını sınıyormuşcasına.
Çünkü biliyorum içime sindiğinde. İçimde kalacak.
Son bir kişi hakkım ve ona yer var.
Tek tahammül hakkım kaldı.
Umuyorum.)

Kavga çıkarmalıyım.
Onunla geçirebileceğim tek saniye için can atmalı.
Ona adeta kudurmalıyım.
Öldüğünde elin değil yerin,
Öldüğümde elin değil yerin olduğum için ölmüş olmalıyız.
Öylece çıkıp gelmeli kalbim yerinden çıkacak gibi olmalı ama ben ona içimdeki depremi göstermemeli ayakta tutunmadan durabilmeliyim düz taban topuklarımla, belki biraz daha fazla.
Beni tanıdığı gibi kalmalı, kimsenin bilemeyeceği kadar ezberletmeliyim.
Bana sabırlı olmalı.
Anne gibi, eş gibi ve düşman gibi olduğumu unutmamalı.
ONUn için yapmayacağım şey yoktuR. olur.

Kısaca Sevgilim.
Aşk ne zaman gelirse.
O zaman seninim.

03:03
Zaman yalan söylüyor.
Sorun değil zaten inanmıyorum.

1.Tekil - Anlatan
2.Tekil - Anlatılan hakkında hiçbir fikri olmayan.
O - 3.Tekil.

yirmibe5O
Komplozisyon.

1 yorum var - 22 Şubat 2008 03:04

La la la.
Eski sevgilim benim.
Şimdilerde seni aratmayacak b.ktan herşey ile gelişi güzel geçinmekteyim.

Ama..
Eskiden olduğu gibi kafaları sarhoş eden cümlelerden kuramaz oldum.
(Evet aslında ben eskiden baya baya güzel cümleler kuruyormuşum. Abartmıyorlarmış.)
Bu nedenle resmen kuduruyorum. Agresifim. Ben yazı yazamadığım zamanlarda kendimin bile çekemediği tatsız biri olup çıkıveririm.
Yani bir güvercin getirin bana yolarım kanadını uçmasını engellerim.
(Hayır canım o kadar da değil.)

Hiç olmadık yerlerde aklıma gelen cümleler olmuyor değil ama ardıarkası kesilmeyebiliyor ve ben hepsini o kadar meşguliyetin içinde aklımda tutmaıyorum doğrusu. İşim gücüm var benim.

Farkındayım. Daha önce de olduğu ve atlatıldığı gibi sırf insanlıktan çıkmamak adına bu noktadan feci bir dönem geçiriyorum.

Yani en fazla öfkemli adostlar hala benimle konuşmak kitap okumak gibi olabilir. Cümlelerimi anlamadığını biliyorum boşuna kahkaha atma. Bizimkiler sana birtaraflarıyla gülebiliyor bense elimin tersiyle samimi bertaraf ediyorum.
'Bırakın kendi haline.'

Ayrıca psikoloji okumaya karar verdim madem akıl okuyamıyorum art niyetli sizi gidiler siziiii. Sadece cana okumakla olmuyor onun da dediği gibi(=

Gelgelelim ki iyilik sağlık.

Ve eski sevgilim.
Ama yanlış olan.
Hayır sen değil. Sen de değil. Evet sen.
Seni bazen özlü..
Hayır.
Seni özlemek kafirlik olur.
Seni özlemek rezillik rüsvalık olur adam çıkar dinden imandan.
ELHAMDÜLİLLAH Müslümanım.

Benim yanılgılarım.. İyi ki vardınız lan.
Bugün umrumda olmadığınıza bakmayın..
Siz olmasaydınız şayet ben bugün paranoyak kalırdım.
Siz olmasaydınız aynaya baktığımda suçlu çıkardım.
Siz olmasaydınız hala beş para etmezlere inanabilirdim art niyet düşünmezdim.
Siz olmasaydınız evet yanılmışım demeye bilirdim.

İyi vardınız ve iyi ki artık yoksunuz.
En çokda bu yanınızı seviyorum.

ALLAH biliyor ya.
Daha ölmedik bile bırak yeniden dirilmeyi.
Zamanı var tatlım.
Bir gün 'yine yerime' geçeceksin.
Ama benim kadar iyi ve güzel değil.

Hayır sana değil. Sana da değil. Sana.

Evet bu bir tehdittir tüm içtenliğimle iyi dileklerimle.
Beş para etmezlere ne kadar gülümsenebilinirse..

Sevgili dünlük.
Öpüyorum boynundan.

Ben de sana sarılmayı seviyorum-suz.

Geçenlerde ne var ne yok sildim.
Sen kaldın ve ailem(onlar dahil).
Senin bıraktığın yerden ALLAHU EKBER!