Dinlediğim şarkıların sürekliliğinden Dinlediğim cümleleri okuma şeklimden anladım Hayatımda ki o boşluğu bir an önce doldurmak için dolduruşa gelmelerim ve tam da ortasına boşalmalarım bir pornonun ardından kalan etki gibi ki hiç izlemediğimi düşünürsek bir erkeğin seviştikten sonra sevdiğini anlayıp ağlama hissi evet bu beni tetikler ve etkilerdi ama konu bu değil.
Konu kişiler, sen, o ve diğerleri Kimseye kırılamamak, kızamamak öyle bir ruh hali. Gidiyorum diyene uyumalıyım yanıtlarını sıralamak ya da tümüyle sessizlik ve belki de gitsene artık, sözünde dur'larla kovalamak kapatmak kapıyı ki son sözü söyleyen ben olmalıydım eski sevgilim demeye dilim varmayan adamın şarkısını çürütmek için..
Hüzngün değil donuğum. Biraz konuşmaya ihtiyacım var doğru. Ve kimse belki de beni eskisi gibi ya da kadar sevmiyordu Olsun! Yeni yüzlere, mimiklere. Yeni tepkilere ihtiyaç duyuyordum ve oracıkta duruyordum filmini izleyen bir senarist gibi. OLacaklardan haberdar ama ben bilmiyordum, Bilmiyorum.
Sadece özlüyorum. Geçmişine üzülen her yalın ayak arkadaşımın ne söyleyeceğimi önemsemesini bilmek ve yine de ne dediğimi istemedikten sonra bilmemekten çok daha başka bu. Okuduğum en eski hayatımın kitabını başka bir adamın yazabilmesi kadar bile olamıyordu Hayallerim. Haya ellerim, yüzüme gözüme bulaşırdı Yutkunurdum ya da uyurdum. Sorardım ya da kendim bulurdum. Evde yalnız kalmak iyi bir fikir olamayabilirdi ama bir sakınca göremiyordum.
Çevreme bakıyorum gün aşırı. Ne olup bittiğinden habersiz sayılırım. Sadece kendime ayırabileceğim kadar vaktim var. Ve ben kendimi ihmal ediyorum. Sırf eskiden olan ben ile şimdiki ben'in arasındaki uçurum farkı görmek ve onları sonbahar sarısına bulaşmış kahverengi bir sayfa da ayırmakla uğraşmak adına Ya da benzerlikleri akıl etmeliydim, daha kısa olurdu Daha kolay.
Yine de Omerta Altesin her gün rüyalarından çıkan yangınlar yüzünden yatağını ve çarşafını ve hatta odasını değiştirmek Günahlarına tüm suçu atan ve kendisini ortada bırakan ve artık belki bu defa bu itirafla her şeyi yoluna sokacağına inanan yine eli yüzünde yine yüzü dizinde bir cenin gibi ama tek farkla daha büyük daha bilinçli daha kirli ve daha iyi kötü, kendisi gibi Sweet Drop cümleleriyle didişmek Amylie hayalleriyle bir balon çizmek ve sadece göz ucuyla bakmak bu kadarını göstermek Toffifiee ile çocukça çıldırmak, yeşil gibi kalmak Buracıkta oturmaya zorlanmak. ninjaolamayankaplumbağalar gibi uzak kalıp yakın durmak sozdeozne gibi en özenli yüklemin başının altından çıkmak, ismi gibi tersi yüzü aynı olmak ve bir kangreni, migreni ablasını paylaşmak. Ay ve sema ile minicik bir çığlıkla düzüşmek her gün umut doğurmak zorunda bırakılmak Lili renkleriyle küfretmek, ağlayarak Ve hepsi hepsi ağlaşarak ne çok ortak yönümüz varlarla memnun olup gülümsemek hatta kahkaha atmak. Hepimiz için bir cinnet ve bana çarpsın lunapark kuytusu. Avazım çıktığı kadar çığlık atmayarak. İçinde olmadığınız zaman anlamanıza izin vermeyecek ve zaten anlayamayacağınız dışardan özel ya da sıradan, sizin tanı(şa/ya)madığınız kadınlar..
Evet bir yazı daha saptı, sapıttı. Ki fotoğraflar da sonbahar ve kış eksik ve geç kalmışlarım vardı. Yine de bugün bu kadar erken kalmamalıydım Tüm bu olan bitenin tek sebebi benmişim gibi hissetmemeliyim Ve dinleneceğim son bir tren, bir adam, bir sancı ve çocuk vermelisin bana. Terk etmek zor gelmemeli her şeyi onların hatrına.
Tamam Frank al tamam!!
Siz insanlar, sizden herhangi birine aşık olamam. Oturup istasyonun orta yerine bilincim kapalı ve bakışlarım olabildiğince küfürle alakasız. Beni 'Onur' bilinciyle bir tren yoklar. Hergün yaşadığım şiddet, cinnet, huzur Sizin düşüncenize göre 'imkansız' bu yüzden hiç de önemli değil anlaşmazlıklar, yanlış anlamalar aslına bakarsanız Uyuşturucularını aksatma dediğim Makinist ve antidepresan kılığındaki raylar. Bana 'sevgilim' diye bağıran samimi peronlar, odalar üstelik kıyasıya Mosmorfin saç ve ten. Şimdi mor açık saçık akmışız, kaçık morfin halen daha.. Kimbilir kim, daha kaç kişi karıştırdık alakasız içine işin Bırak peşimi diye fısıldayan dudaklarına katlanmak için ve belki de ısırmak, kanatmak Biraz ortalığı karıştırmanın sakıncası yoktur hem sırf kim ne yapar? Yine de ne kılığında olursa olsun hiç bir paranoya bizi ayıramaz. Çok da içime işleyen biri olmadığın takdirde ki bunu taktire şayan bulmuyorum 'beni' diyorum 'beni bazen kendinle karıştır ve çıkar at' Eminim sana iyi gelecek bu ve ya da etrafa. Mesela doktor eteklerinde ziller çaldığında ve dökecek yer bulamadığında, bunu önermişti sana, bana, diğerlerine Yine tanımlamaya yanlış kalkma, bunu yapma çünkü bu bir cinayet değil kan davası sebebidir Oyalamacalar ve en nihayetinde rahatlık için Düpedüz Hiç olmadığıma dair hayaller kur-cala. Hiç olmadım da. Hayatında.
Parmak izlerinden çıkan suçlu ben değildim, mantığımın ne parmağı var ne izi.
Frank? Frank! crise cardiaque. Kalp kır ve izi.
Bütünüyle Lunapark, Sonbahar ve Cumartesi..
Bre Şiddetlüm. Ses, söz, parçacık.
Küt!
Şimdi sen gidiyorsun, sesin soluğun dahil ama ben seni kaybetmesine rağmen Istanbul'dan vazgeçemeyeceğim. Hatırlıyorum da başka uğurlamaları en çok da bu hüznü kollarına aldı, seni kollarında kaldırdı dansa. Şimdi gitmek zorundasın yeni bir hayat, yeni bir memat Hatta belki az biraz gözyaşı ve kahkaha Olsun, güçlü yanına hiç şaşırmadığım bir adamsın Çok sevdiğim sevdiğinle olduğun vakit bence dünya seni şaşırır, senin dünyanı şaşırmadığınlardan arta kalan her vakit.
Bir El ve Dağ Busesi'ni kıskanmak değil bu resmi şekilde şikayet canımıniçi. Şimdi kimi aradığımda bulacağım ben sözleri tam gözleri eksik.
25 Ocak 2007 idi. Demiştin; 'ben $irk diyorum sen susuyorsun ben $u görüyorum le siliniyorsun sen ve yolcu önümde duran cüzdan
...savruluyorum tren görüyorum
saklanıyorum tren söndü
makinist üzgün damar paslı sen lütufkar!
gidiyorum
tam tamına 15:00'da'
Hüzn vardı kabul ama geleceğinden mutlandırıcılık da vardı, yok değil.
Şimdi ben bulanık gözlerle, kırpmadan ve kaçırmadan bir tren görüyorum. Gidiyorsun ve seni uğurlayamayacağım da muhtemelen. Ne yaparsın iş, güç, hayat. Zaten sen de bu telaştan gidiyorsun bu. Bana 'Gidiyorum Bu'yu elleriyle teslim eden adam!
Sana yazdığım binlerce harf var ve komplolar kuruldu kurulacak. Kimisini okuyan kırıldı kimisi de öfkelendi saklayamadı bağırarak. Yine de biz bağrımıza taş basıp birbirimizden ve sevgimizden şüphe etmeden, vazgeçmeden gülüp geçebildik.
Şimdi sen gidiyorsun, gereklilik değil zorunluluk kipi. Gidişine dair, yitişsiz krizleri.
Kötü günler bizi bekliyor tam da bu nedenle. Ağlamalar bağrına taş basmalar fakat çaktırmamalar.
Gez göz arpacıktan uzak olsan ne fayda, sonuçta bu bir şiirse ve şiir bir iş ise. Ve sen işini bitirmişsindir yarıda bırakmazsın. Bizi de..
Öpüyorum seni, yeni hayat bizi sana unutturmasın sen kalacaksın.. Kal.
Makinist'in Karısı hüzngün, tren paslı, Ah Suula lütufkâr. Noktadar.
Yani diyorsun ki 'bir dönme potansiyeli insanları korkutmak için o denli sebeptir!'
Ve derim ki 'çok uyku uyuyorum mu uyumuyorum sanki ama bu seni anlamama engel değil'
Sen derdin ki senin hep bir derdin vardı ama benim kafamı bir türlü patlatmazdın. Güzel sandığın kafamı ağrıtmayı meziyet bilmiş bir sürü eğitilmiş köpek ve eğitimsiz insanı sana el işaret ve parmaklarımla gösterebilirim.
Yani diyorum ki Istanbul, Mersin ya da yeni bir diyar ama Fransa değil. Yolcu-luk-lamak için yanımıza alacağımız son şey nedir. Al G:uney aynı kal bununla!
Tamam çok fazla beraber olabildiğimiz söylenemez ama bu senin şehrimde olmamanın beni yaralamadığını düşündürecek cesaretini gösteremez.
Bir koşu karalamaca oynayıp gelmeliyim çünkü müstakbel sevgilim her an canımı sıkabilir. Şimdi ben kimin dertlerimi inceleyip kesilmiş parçalar halinde atmasından payıma düşen paramparçaları alıp kahkaha basacağım? Ama bu düpedüz hayat kurtarmaca.
Hastalıklı tarafı kesip atalım tamam. Hasta olmadığımız zamanlardan elimizde kalana bak.
Bir suret görüyorum, üzgün fakat halinden memnun ve aslında eline yüzüne bulaştırmıyor gözler üstünde Yalnız kaldığı anda avuçlarını sinir, öfke ve hüzünden yüzüne doğrultur. Geride bıraktığın paramparçaların vardır, kalandır. Elinden geldiğince benim de hislerimi anlatmıştın kendime pay aldım, çıkardım çıkarlı çıkarsız.
Ve kimseye sana seslendiğim gibi seslenmeyeceğim. Senin yerin her daim. Gibisin Yine Güney, yine Saian, yine o adam! Ve çay sözümüzü nayır, unutmam, nasla!
-Haydi gel de karşılıksız içelim. -Ah, nasıl da içerledim, bu doğru gibi.
Kötü günler bizi bekliyor tam da bu nedenle. Ağlamalar bağrına taş basmalar fakat çaktırmamalar.
D'irene yazanı, fransızcayı anca susabilen ve tam bu noktada arkana değil gittiğin pencereden bakmayı tercih ediyorsun.. Özlenecekiyorsun.
Sana layık değil ama İçimden bir gül patlama. Çünkü biz bilincimizi kapatıp paylaşabiliyorduk başkalarının hayallerini ve bir bankta öylece kalakalabilmeyi de biliyorduk. Biraz sarı biraz yeşil.
Çünkü biz sevmediğimiz filmlerden de kendimize adam seçip sevdiğimiz filmlere kayıtsız kalmıyorduk.
9 yorum var - 14 Ağustos 2008 13:39
ALLAH'IM kimi üzmediysem SENİN kulundu. Kimi üzdüysem de beni koruyordum, hüzngünüm.
Kuşkunun içime verdiği rahatsızlıkların ve şu belli belirsiz belirsizlikleri bana bırakanların insanlardan olması ve sevgilim insan olmamalıydı en azından benim için Ne dersin, bu kadarını yapamaz mıydı?
Oysa ki hassas bir ruhum var en iyi SEN bilirsin ve kendime geldiğinde kimseyi görmeyen gözlerim Bu aşk ise şayet ona biraz kalp ver bana daha çok ait ve bana da biraz akıl, Şarkılar SANA seslenme bir DUA biçimi gelmekte bana ve şiirler de mektup, SANA boyuna mektup yazıp sesleniyorum. Başkalarının değil kendi hislerimle, başkalarının dile getiremediklerimi getirmelerini ve benim en içten hislerle kullanmamı ayıplamamalısın, akıl edemeyip dile getiremediklerimi içimi bilirsin öylece duruyorum.
Keyfine bakan kişilerin keyfimi bozmaya yeltenmesinden beyin hücrelerimin bunu da akıl etmesinden şikayetçiyim evet düşüncesiz biri olup çıkmak istemiyorum ama kalbimle pekala baş edebilir bir haldeyim, mersi.
Kimin yanında kaldıysa bana aitmiş gibi görünenler bana ait olmadıklarını bileyim en azından beni bu iyi niyet korkutup sinirlendiriyor Ben kime aitsem, olmuşsam, olabilmişsem en ücra köşeye kadar hata bürünene dek sabrediyordum Görmüş geçirmişliklerim var Sinirden gülüp geçiyorum fakat kuşkuluyum. Bir güvercin adımlarını beynimde çıplak halde gezdiriyormuş gibi Birilerine inanma yetimi bu şekilde tekrar kazanacaktım Peki o zaman bir kez daha kaybediyor gibi olmak neyin nesi?
Pazar günleri sabah kahvaltısı, film seyri ki ben Cumartesi severdim ve onun öpücükleriyle aşka boğulmak hayali. Hayal kırıklığı olarak mı kalmalı. Içimdeki şiddet diyorum onun için, SEN anlarsın.
Okumayacak bir sevgilim, belki şimdi sevgilim bile değil ama az biraz düşüncesiz biri ve ne halt yediğinden habersiz olduğum kesin.
Çok üstüne gelirlerse ALLAH'IM beni anlat onlara küçük masallar halinde 'hikayeler uydururdu susmak için kendisine diri diri ölürdü' de 'acırdım ona'
Kandığım ve kanadığım her kulun için günaha girdim. Kan kayıplarımdan anlaşılabilir. Ama beynimdeki endişe, kuşku insanlara dair. Onları sevmiyorum, sevdiğim adam insanlar gibi çıkmasın her zaman seveceğim beni sevecek adam olarak kalsın, sadece bunu istemiştim.
Biliyorum, yazı yazmak huzur yüzünden bir cinnet geçirme biçimimdi ve SANA ibadet.
Iyi ki varsın ALLAH'IM yoksa ben n'apardım Seni Seviyorum.
-En sıradan hayvanlar gibi sevdiklerimi korudum.
Cümlesine rastladığımda ekranın tekinde, bu düşüncenin güzelliğine iç çektim o suçu kabullenmenin verdiği rahatlık ve böyle olmamalıydılar kovaladı peşimi. kimse kimsenin, hele ki sevdiklerimin mutluluğuna, huzuruna hatta hüznüne bile yani hayatlarına tecavüz etmemeliydi!
Gözümü kapatıp kurduğum hayaller şöyle dursun çevremde yeterince hayvan yoktu. Beni severler ve eminim canlarını yaksaydım ezerlerdi Onları severdim, en ufak hatalarında kestirip atardım zaten ki.
Uykuyu sevdiğim doğruydu fakat, düşünmek için uyumaya ihtiyacım olduğu da olmuyor değil Mesela sevgilimi düşünmek istediğim zaman uyuyor numarasına geçebiliyordum ortalık yerde kimse elleme hakkına sahip görmesin düşüncelerime diye.
'Sürekli bir yerden düşüyormuşum hissi..'
Gözümden, gözünden olası bir yaş gibi değil Sevinçten değilse. Haklı, oluruna bırakmalıydım. Bunun rahatlığını daha önce yaşamıştım. Ondan daha çok şey yapanları benim için, elimin tersiyle itmiştim de ilk hatasında Onun düşüncesizliğiyle kendimce, nasıl başa çıkmalıydım? Ben söylemeden istediklerimi akıl etmesi, düşünmesi aslında bu kadar zor olmamalıydı!!
Ben bir harf olsaydım ş, bir sayı olsaydım be5, bir mevsim olsaydım sonbahar, lisan olsaydım fransızca renk olsaydım en az 3 sarı, yeşil, kahverengi öc olsaydım psikolojik işkence, aşk olsaydım endişe, his olsaydım huzur ve öfke ve anne olurdum babasını beklemeden. aşk çocuğu olsun diye piç. O bunların hiçbirini akıl edecek halde değil. Ve ben sevgilim hakkında nerdeyse hiçbir fikre sahip değilim. Bu da çok garip. Bu kadarını kabul etmek, garip.
En kısa zamanda tanışalım bayım! Memnun olalım ya da olmayalım!! Hangi şarkıyı en çok sevdiğinizi, hangi yemek, hangi sözden nefret ettiğinizi. Sizli bizli konuşmaya son vermemiz gerektiğini yani soru işaretleri aramızdan kaldırmamız gerektiğini söylüyorum çünkü bu öpüşmemize engel. her öpüşmeye adım attığımızda engel tanımadığımız gibi..
sevdiklerimiz.. sevmediklerimiz.. sevişmeklerimiz..
'Yabancılık çekip kalmak ama olmamaksı' Üstünde söz hakkım olmalı, üstümde söz hakkın. Kıskançlık tadında, hastalık kıvamında değil Yine de, daha başka bir sürü şey, farkındayım, zaman alacaktın.. Zaman verilmeyecek gibi değildin.
Birkaç güne kalmadan kendime gelmeklerim var ve ben huzur istediğim için, huzur bulana kadar bu nöbetler ilişkimizin kusuru olmak zorunda. Şayet bana katlanırsan ve ben sana her şey yolunda..
Süresiz bir yeri aşındırıyormuşum hissi ve gereklilik kipi ve midemde köpekler bağırıyormuş gibi iki şövalyenin meydan okuyuşundaki cesaret yere düşmüş kırıntı tanesinin günahından korkar gibi korkmak bizimle alakalı kayıplardan Sana kırılabilirim kurgusu ve biryangın alsın beni kaçırsın son bulsun'u Seni bazen seviyorum sevgili 'Soru İşaretim' Kimseye benzememen için benim için Senden vazgeçmek istemediğimden bunlar doğrusu.
Hislerime göre değişen Gök ve yer'e benzeyen 'yüz'üne dokunup, elimle avuçlayıp yanağını öpüyorum seni gözlerimi kapatıp gözlerinden kaçırmadan uyurken izliyorum ya da. mutlulukla ilgili cinayetler masada. ki içimde böylesi şiddetli bir şeysin sen.
Galibiyet süsü verilmiş mağlubiyet.
ayrılan insanlar gördüm bugün. hepsi ağlıyordu ben de buna bakarak daha dün yaşadığım ayrılığı bir hatırlıyor bir unutuyordum. gülüyordum sinirden. kimbilir hangi saçma, hangi ucuz, hangi basit neden için yanıyorlardı. yanlışlardı, hepsi yanlış! ama şu an yaşadığım büyük değil fakat içten ve anlıyor musun? sancılı.. çok sancılı. öyle ustaca saklıyorum ki seni, beni. küfür bile etmiyorum senin gibi. kimse de anlamıyor üstelik ama kızgınım. sadece kızgın. keşkelerim yok en azından ve pişmanlık, hiç duymadım. sadece artık benim için çok önemli olan sesini başkaları duyacaktı ve beni arayan sen olmayacaktın. varsın olsun, aşk gibi bir şey bu da. aşk olsun dediğimizde ne demiştik. olsun!
insan ne yaptığını bilir ya da ne diyeceğini. neler yaptığını biliyordum ve neler dediğini. kimbilir değmiştir belki de. hüzün gösteriş değildir. hatırla sevgi içinde demiştim bunu. bunun içinde..
hiç. bir zamanlar yaşadık vardık ve tamam geride kaldık. bu ayrılık belki bizi eksiltmez tamam'lar. tamam'lar, peki'ler. ne de olsa iki heceli iki kelime. ne zaman duymak istesem söylerdin. ama ben yapmanı beklerdim ve ihtiyacım olan herşeyime tamam demen değildi.
ne kadar da kötü. tanışmadığımızı düşünerek ayrılmak. bu düşünceden kurtulmaya ihtiyacım var sadece aslında. çünkü uğruna küfürler ettiğin, ne dediğini bilmediğin konu. o konu hala aynı, öylece kaldı. çünkü bilemedin aslında seni kırmazdım!!
bir ilişkiyi sevgi, güven ve saygı yaşatır. biri eksildiğinde gördüğün gibi içten dışa kanatır. öyle ki gelip sana söylemek bile istemedim bunları, senin gibi uluortalığa saçtım. bir defacık. sana yazdığım son yazı, diğerleri gibi değerini bilmeye bilirsin. ama bilmeliydin.. ben kolay kolay seni seviyorumlarla karşılamazdım. öpmen gerekirdi. öptürmeliydim. neyse ki hepsi geride kaldı.
mesela saçım benim istediğim senin sevmediğin gibi mor ve artık senin beni sevmen için bir neden yok.
ne de olsa bir insanı en iyi ayrılıklarda tanırsın. gözün kapalı ve yakın öpüşmeden. şimdi, memnun olursun ya da olmazsın.. ben bugün olmadı yarın azal-t-ırım.
..kişiye özel mektup. adrese verilmeyecek kadar kötü bir bağ.
Bazen olur böyle şeyler.. hiç olmadıklar sende düğümleniverir, dudağın kurur, dilin damağın kan toplar, gözlerinden artık kalmayıncaya kadar kanlar akar. Yutkunursun. Acıyan boğazın değil kalbindir. Sorarlar en çok da korktuğun soruları? Susarsın. Anlamadığını sanıp tekrarlarlar. Sen anlamayacaksın hah! Gözlerini kaçırır, dalarsın. Bir daha denerler üstüne basa basa kalbinin, beyninin. Kızarsin! Ama nedne bu kadar tepki verdiğini anla(ya)mazlar..
Ne 'kötü' biri olup çıkmışsındır son zamanlarda. Varsın ol, zaten gözünde yoktur iyiliği. Anlatamazsın, çünkü cümlelerin kalmamıştır kurulacak. Hayaller denersin zira umut yoktur. Mecalsiz devam etmeye kalkarsın, bildiğin kelimelerin anlamlarını şaşırırsın kalpler gözlersin acılarından yararlanmak üzre, bencillik üstüne yapışır, hatta belki yakışmıştır. Çok değil biraz olsun hafifleyebilmek için eger öfkeye vuracak kadar yediremiyorsan kendine.. Kirletemiyorsan.. Üzgünsün ama kullanmak üzre kalpler lazım acını azaltmak için ve onların acıları olanların ya da. Yalnız olmadığına dair şarkılardan başkalarına ihtiyacın olacaktır. Bu yüzden başkalarının acılarıyla muhattap olmaya çalışırsın, kendi acini onunla bastırmaya.. En sevdiğin dostlarinin acı çekmesini istersin kendin için. Seni anlamalarını geçmişsindir, sen onları anlamaktasın.
Peki. Kimi kandırıyorsun.. Kandıramazsın!
Bilirsin. Tanıdık şiirlerden kendine pay çıkarmana gerek kalmamıştır. Yabancı kitaplarda bulduğun bulacağın cümlelere ihtiyacın yoktur. Bazen de suskunluğun ölye bir dillenir ki başın ağrır gevezeliğinden. Kimse duymaz, kimse bilmez. ama sen bilirsin. Ötesi berisi sana ait bir kutu dolusu..
Ansiklopediler, sözlükler, günlükler, romanlar.. Bildiğin kötü 'şey' ve 'ler'in rahatsızlıkları. Ne kadar acı da olsa istediklerimiz gerçekler.
Ama yine de beynimin uyuşmasına şiddetle ihtiyaç duyduğum anlar var. Kalbimdeki ağrıyı hissetmek istemediğim anlar. Annemin güçlü gözüktüğüme şaşırıp, gözlerimdeki ölü bebekleri görmesin diye gözlerimi kaçırdığım ve benden gözlerini alamadıkları anlar.
Bilmek rahatsız edicidir. Bilmemek bir nevi kendini kandırmak. Bilmemeyi istemekse utanç verici.
Yaşanılanın büyüklüğü derecesinde acın da büyük olmalı. Dillere destan olacak güzellikler dillere düşmemeli. Umarsın. Kimbilir belki en azından bu kadarını yaparsın. Geceler boyu DUAlar fısıldarsın. Güneşin doğmasından hiç bu kadar korkmamış olabilirsin.
Uzun süredir duvarda olan bir tablo. Maalesef 'iyi ki' kaldırılınca duvarda kalan izi.. Duvarın rengi kirlenmiştir tablonun yeri bellidir, daha temizdir. Ama tablo değil sadece yeri. Kıyamazsın boyamaya duvarı. Aklından geçmesine bile izin veremezsin. Ölesiye derindir anlamı. Senin cesaretin kesilir aptal aptal 'Keske o koysa yerine yeniden.' Yoksa da temizliği teselli eder seni, sandığın gibi değilse bile. Gözyaşların ve gülücüklerin şükredersin temiz anilarin. Korkarsin 'Temiz kalsin.'
Düşmekten korkan bir tezcanlı cambazın ipini tutup gırtlağına dayarsın. Gözlerine bakar 'Yaşayacaksın!!'
Bütün bunları ben yapmıştım. Sen neden yapmayasın. Bazen tüm bu olup bitene bir süre sonra gülüp geçeceksindir zaten, ama şimdi buna inanmazsın.
Bazen olur böyle şeyler. Pamuk ipliğiyle birbirine bağlıymış gibi herşey kötüye gider. Umursadığın tek birşey ve umursamadığın diğer herşey. Böyle durumlarda yapman gereken ve zaten tek de yolun. Sadece biraz olgun davran. sus ve katlan.
11şubat çoktan 2000yeNdiM. 28 temmuz Saçlarımı düzelttim.
-Evet hayatım, kızdırmışlar huysuz! Cinnet tadında fransız öpücüğü, hayatsal mahiyet, sadece izleyebilirsiniz buyrun.
Insanlardan hiç hazetmiyorum, insanlığı seviyorum aptallarla aramı hoşnut tutmamaya özen gösteriyorum yerlerini başkalarına bırakacak kişileri en fazla bekleme salonuma alırım 'onlar' yani 'en' olmaya maruz bıraktıklarım zaten evimin her bir yanına dağılmıştır ikram ve bazen karşılık veriyorsam nezaketendir, şımarmamalı elimin tersiyle ittiğim ya da kestirip attığım görülmemiş şey değildir. Çabucak soğuyabilirim. Bıkar ve bıktırabilirim farkedilecek şekilde ayak uyduruyorsam muhtemelen can sıkıntısı tren, makinist, ray, istasyon ve lunapark aşığıyız diktatör ile birbirimizi ha unuttuk ha unutacağız! aslına bakarsanız çoktan unutmuş olmalıydık at, koala ya da köpek olmadı kuğu olduk olmadık. uykusunda ya da uykusuz kaldığında anaç tarafım ve hayvan yanımı durur durur anlatır. Tamam aslında aşkı şikayet dozundadır ama en çok Kokain tadında fransızca Haziran olduğumdan yakınır ben de onun için vücuduma Şubat aşılarım. Çünkü antidepresan kullanmamak için birbirimizi kullanırız
Birbirimize gayet iyi gideriz. Ne var ki katilaneymiş öldüğümüz yazım kare karalamalarım. Muhsin haklı üstelik kimseye verecek huzurum yok! Onun da korkma nedeni en çok budur, biliyorum Bir portrede kusur olmaktan haz alıyorum kuşkusuz Mükemmel olmaya çalışıp kendi olduğunu savunanlara da gülmekten kendimi alamıyorum Kimseyle anlaşmak zorunda da değiliz fakat anlamıyorsa abartmaya gerek duymuyorum ayaklarımın yere bastığını zorla topuklu ayakkabı giydirmeye çalışmasından anlıyorduk. Kıskançlığı sadece onda mazur görüyorum. Çünkü o kıskanınca kuduruyoruz, tadı kaçıyor ya da çıkıyor. Ben her sarı değil hardal sarısı diyorum kalkmış bana ikinci renk olarak kırmızı öneriyor. 'Lan olmaz anlamı sapıyor' diyorum ama kime ortalığı kin aye götürüyor. Kolay lay lomca sinirlenebiliyorum. Zaten bunu çok seviyor. Gözlerimize birbirimize karşı siyah bant çekmeyi beraber seviyoruz. Böylece ite kopuğa önem vermeden aşkımız sürüp gidiyor. Benim bazen açtım ağzımı yumdum gözümü yapmalarımda bilek hareketlerimi yanına alacakmış. Küfür edemiyorum ama Istediğim zaman dengesiz olabiliyorum. Tanımadığım etmediğim herkesle Memnun olmasak da oluyor bir şey kaybetmiyorum. Tanıdıklarımı hayatımdan kolayca çıkarabiliyorum, hata yapsın yeter
Çok çabuk kırılmamak için elimden geleni ardıma koymuyorum ama benim için kendinizi bir şey sanmayın benim için bunu yapmayın. Bu ne idüğü belirsiz olduğunuzun ya da hiç bir anlam ifade etmediğinizi göstermiyor Kırılırsam çok kötü, gerçekten Çünkü en sevdiğim kişiden bile soğumak ve eski halime bir türlü dönememek, beni üzer Üzülünce uyuyorum, üzgünüm Misal; Cem. Birbirimizi kaybetmek istememek ama düzelememek Neyse niyet, gereği de yok gerçi karışsın ortalık Sıkıştırdım, buraya onu da can sıkıntısı.
Yanlış anlamalar benim sorunum değil ve aslında ben yanlış anladığınız gibi değilim. Bu gibi durumlarda okuduğum kitap Ah 'Gidiyorum Bu' Anlatıyor bana ne kazanıp nasıl kaybolduğumu. Hardal sarısı, sevdiğim yeşil ve kahve rengi. Kahve rengi göz altında durumu.
ve yine de bütün bunlar olurken bile herkes benden hoşnuttur tatlım ama tadımı kaçırmayacaksın.
Vagonlar dolusu birkaç mektup karaladım. Aldın ya da almadın.
I.
Sana erkenden bir şeyler söyleyesim geldi hayatım, o kadar çok şeyi dilimizden kaçırır gibi erken söyledik ki geç kalmış bile olabilirim hatta. Kalbin çarpıyor mesela haber vermiştin. Içinde olduğumu o an farketmiştim.
Gün erkenden başladı ve arabalardan bir kez daha nefret ettim. Annemin omzuna sonra da bacaklarına yaslandım uyudum. Aklıma 'o olsaydı şimdi göğsüne yaslanırdım, saçımda olurdu dudakları, miğdemin bulantısı anlamsızlaşırdı' dedim. Trende hayal eder gibi ilk yolculuğumuzu. Ama yanımda gerçek annemdi ve ben annemi severim.(=
Şimdi işe gitmek yerine sana gelmeyi nasıl da yeğlerdim. Ama bunun iş için üşenmekle alakası yok tamamiyle sana olan sevgim. '-Monsieur Le Machiniste' kim dediler '-Ben de kalsın' dedim. Sana dokunmasınlar diye en yakınlarıma bile göz ucuyla dağ verdim. Sana duyduğum hasreti dağlamaktan geliyor olsa gerek.
Nerde oturuyorsunuz dediklerini varsaydım ve Fransız sokağındaki tren istasyonun sevdiğim sarı renkli odası, kapısı kahverengi adımız yazıyor, tatlı bir yeşil salonu var dedim. Evet bunu yaptım. Senden vazgeçmemek için hayal kurmalıydım.
Mon aimé. Işe gidiyorum, ben gelene kadar uyursan uyandırırım. çikolata falan almam böyle kandırırım Gittiğimde uğurlar geldiğimde karşılarsın. 12 Temmuz'du. Hatırlıyorum işe başlama saatim sana doymaktan sonraya alınmıştı. Bana daha önce haber vermek için aramış fakat bulamamışlardı.
II.
Sizi katil ilan ediyorum bayım! -Nedenmiş?, dediğini duyar gibiyim hayatımın izlerini taşıyan sesinle ama bir dk uslubumu bozmadan açıklık getireyim. Anladığın üzre bu sıra öpüşmek yok, açıklık getiriyoruz şurda!
Ayaklarımı yerden kestiniz, evet belki kan akmadı ve ben uçuyorum bulutların üstüne ve senin ayakların yere basıyor ama yanındayken çocukluk yapmama ne diyeceksin? Ayakların yere basmamalı, seni deniyorum!
Cufcuf. Yani Aşk. Bu ne biçim aşk derler olurlar, ağızları torba değil ki büzeyeyim. Ama kokaini devreye sokunca torbacı bir aşk olunur ve haklarından gelinir ağızlarının. Bak bu payın.. Hem bir makinistin ve makinistin karısının aşkının böyle tanımlanması kadar doğal ne var? Çocuklar..
Raylar sana varmak için bağıradururken, istasyonlar seferlerini bizim için sık sık düzenliyor. Hem Türkçe karakterlerin işin içine girdiği romantik şarkılarda gülümseyerek seni anlıyorum, seni an ıyorum. Ama sana varamazken yine de böylesi hisler dünyanın en büyük hasretini çekmeye değer.
Bana yazdırıyorsun, günaha sokuyorsun. Sana gelip kadın ve çocuklaşırken, kalan her insanyavrusuna kadın ve kadın oluyorum. Yanında elini tutarken gözlerim parlıyor gözlerinde ve gülümsüyorum ama başımı çevirdiğim diğer yanlarda umarsızlık söz konusu. Aynı anda bana binlerce his verdin ve bunu aktarabildim. Bunu yaptın sen, suçlusun. Cezanım razı olacaksın.. Ol, nolur!
Durup dururken gülmek delilerin işi derler, benim de işim oldu. Korku bile söz konusu şimdi dizlerimde ama sen de nasıl kaldırırım biliyorsun huyumu. Bir kalp hergün çocuğunu doğurur mu? Her öpüştüğümüzde kadının oluyorum.. DararararaM ...boşlukları doldur.. La la lan.
14 Temmuz günü 2 aşık birbirine sarılmış bulundu.
III.
avcumun içindesin işte, istediğim yerde. bunu bir şarkıdan aldım ya da çaldım çırptım ne dersen de. hangimiz daha çok özlüyor. tamam sen özle, ben ne kadar özlediğimi bilirim hem işime karışma sana! bana olan sevgini kullanıyorum, sevmesem yapmam. dediklerimi tekrarlıyorum.
Bu arada hiç yakıştıramadım, bir makinist yolu kısaltmak için helikopteri aklına getirmemeli. Ne biçim makinistsin demez miyim adama? Ben derim başkası diyemez.
Seni bensizlikle tehdit ederim ama başkası sendne çekip alamaz. Gözünü üstümden çek ya da gözlerini benden alma Sofraya oturmadığımız andan itibaren hepsi çıkmış aklımdan
15 Temmuz ve seninle oldu olacak.
IV.
Temmuz onsekiz Senin çocuğunu doğurmaktan her an vazgeçebilirim.
V.
Telefonda bağırdım çağırdım hatta benim diye hayal kırıklığına uğradığını sandım se'si'ni özlemek de dahil kızgındım ama sen aradığıma sevindiğini söyledin
19 temmuz sevgilim Bana az katlanmadın ve bir öpücüğü hakettin.
Ah Makinistin Karısı. Öpüştük. Mektup trenlerle birlikte Makinist'in içinden geçti.
Şimdilik kalsın sanırım birazdan sileceğim. Çok ayyuka çok, aşırıya kaçırdığım ipin ucu gibi.
8 yorum var - 19 Temmuz 2008 01:01
Şimdi olsan.. Muhtemelen 4.gün barışma ardı tartışmamızı edeceğiz. Ve sen beni öpmek isteyeceksin ama izin vermeyeceğim küfredip gideceksin ama bana değil ortaya ve yazıp duracaksın sanki herkesin bilmesine gerek varmış gibi Hiç saklayamıyorsun hiç Annen bile üzülüyor yok yere. Bu yüzden istemiyorum barışmayı bazen anlamı kalmıyor kadının sıkıntısının Kendi kendine çek derdini, çocuklaşma istiyorum
Ki sabırsızlanıyorum. Ayrılıkların yolunu gözlüyor olmak değil bu kendini birine ait sanamamanın ama bir ilişki yaşıyor olmanın verdiği huzursuzluk Tümüyle düzenbazlık söz konusu hissetmediğimde sana seni kandıracak hiç bir şey söylemedim belki hayal kurmadım ve kurduklarını da kırdım hemen belki de kötüyüm sırf bu yüzden ve nefret etmektesindir benden
çünkü sevmek bir dostuma da dediğim gibi sevdiğin kişinin insan olduğunu anlamadığın ana kadar sürmeye devam eder.
Ve olmadık yerde şarkılar geçer içinden bağır çağır şiirler yazmaya kalkarsın senli benli ahlaksız gözünde tüter, sevdiklerini sevmeyi kabul edersin mesela sen benim için makinist oldun ve öyle kalacağını söyledin sorun şu ki senin yaptıklarınla ya da yapmadıklarınla pişman olduğun olmadığın, benim içim değişti.
Şimdi olsan ve keşke kavga edebilsek sonrasında bir sevişmek alabilirdi tenimizi ama kurtaramıyoruz kendimizi ite kopuğa önem vermeyen bizler kendimize verdiğimiz önem konusunda ne de beceriksiziz.
Sana Hande Yener'in şarkılarıyla seslenmek istemiyorum, şu yeni halleriyle bana bunu yaptırma kırılırsın çünkü tam da anlatıyor ve daha bilmezsin sen hangi şarkılar Sen sadece benim sevmediğim adamı dinlersin Sana onu bıraktıracaktım sigara gibi ya da ben tuttuğum sigarayı yakacaktım Ve sarı kırmızı renklerle ilgili takımı tutuyorsun futbol sevmem adı neydi? Bana alacağın ismin yazılı forma ve ismim yazılı forma fikri kabul etmeliyim ki çok güzeldi.
Ama bir şeyler eksik. Sen hala yerli yersiz. Ben ise yolunu gözlüyorum kavga edebilmek için. Bu kötü yazıyı da bu yüzden yazdım
'Kötü bir yazı yazdım sevgilim Sana layık değil ama..
Karaladım seni.'
diyebilmek için. (daha da değişecekti, düzenlenecek düzelecek ya da düzülecektik ve düzenleyemeyecektik.)
paranteze ne gerek var!
daha da değişecekti, düzenlenecek düzelecek ya da düzülecektik ve düzenleyemeyecektik.
böyle iyi.
'Her an her şeyi yapabilirsin' dedi bana Ben de 'hiç bir şey yapamazsın' dedim 'karşımda' Ne demek istediğimi anlamıştı. Fotoğrafı tehdit yoluyla anlatırım ben, aklımda öyle kalmış. Bunu aşmam gerektiğinden haberdarım ama gel gör ki kafam kalın kafam karışık Ne dediysem o. Ne kadar verdiysem o kadar alacaksındır. Kafam birazdan yine düzelir ki bu duruma kalbim de alışık ve miğdem ve ayaklarımın altından kayıp giden yer, yer yer beni alıştığımdan farklı kıldı zaman zaman ise ayak uydurmak kolayıma kaçıyordu Sanırım kaçırılıyordum..
Beni dinlemediğim şarkıları dinlerken anladıklarında şaşırttılar ki beni hayallerine katıp rüyalarına almışlardı çünkü ben birilerine bağlı kalmayı reddediyordum ve halen daha olduğum yerde bacak bacak üstüne atmış onların gıcıklığına hak verecek bir umarsızlıkla yakmadığım sigaranın dumanını havaya üflüyordum.
Aslında ben şimdi yaksam bir sigara ve kalkıp gitsem bu sıcakta bir tek sarı ceketim, gara istasyonda beklemek trenle yolcu hali bulurum elbet o şairi ya da hislerimin katilini ve kafamda döndürüp durursam senaryoyu kimbilir belki de ikna edilmiş olurdum biraz. çünkü bu çok tehlikeli bir hal almaya başlamıştı çoktan çünkü karşıma çıktığında dönebilirdi gözüm ve kırpmadan tokatlayabilirdim ağlayarak 'Sokaktaki kanepeyi ardından fırlatmak ya da evdeki bankın üstünde kahveyi döküp seni yakmak!' aklımdan kaçıp giden hayır aklım başımda sadece şans var kaçan olarak aklımda ve o tren sesi üstelik korkudan da değildi tedirginliğim resmen ortada bırakılmışlık geçiyordu içimden evet tam olarak şu an hissettiğin gibi ve ben trenleri halen daha seviyorum ama sana yok hiç bir zaafım!
ama aslında umrumda da değil olsun kan istenirmiş, adettenmiş, men ediyorum hayatımdaki isteklerinizi ve ihtiyaç duyduğum söylenemez çoğunuza ailem değil bahsettiğim ama sen ailemden değilsin! ki bu yerinizi bilmeniz gerektiğinin vurgusu yoksa sevmemek değil ki seviyorum sizin için de postunu ters giydirmiştim şeytana pabucunu da bırakmadım yanında, ah ağlamadı mı lan, kan istemiştiniz kan ağlatmadım mı lan?!
Şimdilik her şey yolunda gitti. Elimin tersiyle ittiklerim, Ve bu arada sen! Senden sonra seviştiğim her adam sevmekten gelmedi Seninle savaşır gibiydim resmen Yalnızlık da dahil.
Dokunulmazlığım yoktu da yaklaşmak büyük bir sorundu. Ve ben fotoğrafı cümleye vermiştim cümleyi fotoğrafla, fotoğrafı tehditle açıklayadururken tren, istasyon, makinist, lunapark hala sevmeden edemediğim şeydi. Seninle alakası yok hani.
Iyisin?
Fransız içkin, Le Juin. Kokainin gibi. 'Ah ya, evet!' dediğin N'evet!
2 yorum var - 04 Temmuz 2008 23:55
Daha yazılacak.
Barış Akarsu.
5 yorum var - 29 Haziran 2008 12:31
Henüz fransız bir gangster olamadım ama fransız ya da gangster olabiliyorum zaman zaman ve senin eksikliğin bu benim fazlam değil çabam beklemekten ibaret, bize kıyamam ve doğru an, bana gerçekten baktığında tanıştığımızda hani öpüşüp ayrılmadığımızda bu defa -bisou français- düz taban topuklarımdan yeri söküp geleceğim yanına..
böylesi tehlikeli hisler var içimde.
Mutluluğun gelip geçici olduğunu varsayalım benim için mutluluk sen değilsin ve ben hiç bir zaman mutluluk olmadım bak bu yüzden onların yanında değilim ve senin için kararlıyım. istemediğim kadar yalnızlık parçalayabilirim Bugün sakarlığım üstümde ve kendime her hakkı tanımaktayım düşleyemeyeceğim kadar kalp kırdımdım. 'Hiç yapmadığınız şeymiş gibi beni hayal kırıklığına uğratın halen daha kırarım' dedim ve haklı bile çıktım. La la lan. Gülümsemek yerine gelmiş bir kaş çatışla Bam!
Şimdi ben seni yazın ortasında Şubat olarak adlandırıyorum ve ayaklarımda Haziran Sonu kendimi Temmuz'a veriyorum Temmuz yabancı değil benim çocukluk arkadaşım Bunca mevsimdir yanyana bitirdik sigaraları evet benim hiç bunca yıldır içmeyip tutmakla kaldığım Her elime aldığımda nasıl da kahkaha basıyoruz Anlayacağın senin ayak izlerin lazım bu eve senin kokun Işte tam olarak o zaman herkes için kusur olmaktan vazgeçer sadece senin için Huzur olurum.
Hatırlatıldı ve hatırlattım şairimin sesiyle bugün yanyana gelmeden çocukluğumuzu yakıyoruz ısınmak isteyen buyursun derken bile sevinçten ağlıyoruz.
Bak ben işte tüm sevdiklerimi gözlerine bakıp öldürürken gangster oldum ve çay demledim ardından içtim sabahın bir yarısı sevdiğim iki şarkı daha edindim avcumun içinde patlasın ve kendime bir hediye daha verdim aynada senin için gülümsedim. doğurasıya senin oldum.
ama tüm bunların Hüseyin ile sesimizi ilk defa duymamızla alakası yok. Ama bu yazıma alacak kadar da etkileyici. Ve sabah anne ve babamın öperek uyandırmasının verdiği tad hiç bir kanun namına sevinmemi engelleyemezdi Ve tabii ki Yaverimin tam 3 ayrı zamanlamayla 3ayrı öpüşle varlığıma sevinmesinin beden de olmak üzre 2dilde dile getirmesi. Şükür meselesi. Tabii ki 'onlar'ın unutmaması için de meğrsiğ.
Çekilen fotoğraflara bakıldığında aynı anların tekrardan yaşanması ve iç çekmek zamanlı zamansız Yenileri olacaktır yeter ki biz aynı kalalım. Iyilik sağlık. Galata Kulesi'nin biraz daha özenle AKşam yeşili, akşam kahvesi ve güzelliğiyle gök ve yüzü ve biz. Bir teks evdiğim tonda sarı eksik. Saçlarımda değil. Artık çok geç olmuş olabilirdi, eve dönmeliydik.
Ahşap ve zemin Bir yapı Daha dün sabaha karşı kendime açıp Daha bu sabaha karşı yüzüme kapattığım bir kapı Bunun içindir ki mutluluklar kısa sürer Ve ben Huzur için de liririm. Şimdi ise randevuya geç kalmak üzereyim.
Le machiniste, Le train, Parc d'attractions. Ah anlatamadığım kısım kuple. Anlarsın geçirdiğim cinnetin şiddeti kadar beni Hepsi bir kalemde benim.
Seni anlamadığından çok narinliğinden olsun dediğin Fransızın Le Juin. Yanaklar ısırmak içindir.
12:29 HaziRandevu.
9 yorum var - 23 Haziran 2008 17:03
Becerebilseydim uyarı yazısı geçerdim. artı eksi diye ama tümüyle eşittir.
Üstüne basa basa geçtiğin yolların tozunu attırmak ve yuttuğun tozların tadının damağında kalması hiç bir şeyin eskisi gibi olmamasından ziyade bunu istiyor olmamak taze tut ki o yollardan tekrar geçmek ki buna dönmek denir ayaklar geri geri gider ve kalp çarpar korkudan hiç kimse aynı kalacak değildir.
işte bu yüzden.
Hem sonra bir şeyin kesilip atılmasının, şey dediğim kalp kırılmış bir izlenim bırakmış olmalı ki şu an taş yerinde ağır, yerinde katı, sana ağlaya mayacak kadar da bir entere san a nlaşılır gibi bir şey değil değil, gayet zorba ve kırılgan
belki bu nedenle.
Şimdilik zaman kipleri besliyor şimdikinden çok gelecekle arası ya var ya yok müşterilerin gırtlağına yapışması muhtemel bir kasiyer ki emin olmalı hiç çekinmez ancak sorununun müşterileriyle olmaması bir sorun teşkil etmekteydi. Çeker kendisine karşı gelir durur, karar verememekte üşenmez Hasbam biraz daha deli
Biraz daha hayvan.
Bana kilitler verildi kayıp anahtarlarıyla, elim ağır basmakta bu yüzdendir ki belki, dizlerim havada ayaklarımın yanısıra anlaşılmak umrumda değilken ne güzel olabiliyorum ben ama ay başı ve sonu maaş hoşuma gitmiyor artık bu kadar cinnetin bu milletin yakasında her an yakışmasına kişilerin kendi çıkarına felç geçirmesi Sıkıcı.
bakınız bu kalp ve bu da ana avrat ve bu da kusur! bakan yerleriniz anlasın fakat dert görmesin bu da elimin tersi.
Böyle iyi.
Herkes bir yer bulsun kendine ve kalsın yerli yerinde! Bekleme Salonum ayakta kalanlara daha samimidir. Kanmamak ve kanamamak, benim sorunum bu Ayaklar yerden kesilemeyecek kadar deniz ve benzeri.
ancaklamalardan.
Çünkü. Sildiğim başlığa başka bir yazı iyi giderdi. Ve de herkesle iyi olamamak en az kötü olan kanamamak ve kanayamamak kadar iyi bir şeydir.
Bunu daha sonra yazacağım bir yazıda da söyleyecektim. Hüzngün olmak böyle bir şey durmuş gibi.
ya yaptıklarını unutacaktım ya da seni herhalükarda bölüp deşebilmeliydim içimi
Seni gelmiş geçmiş en sevdiğim adam ilan ediyorum. Babam'dan sonra Gelecekte karşıma çıkıp bunu değiştirebilmelerini de nasıl umuyorum bilemezsin Çünkü sen.. diye anlatmaya başlarsam ne aklımda kalmayanların suçu ne de üstünkörü geçilmeye layık durumlardır bunun kökü
unutulmaz ya da unutulur. iki buçuk senedir aklımdaydın, buyrun..
Gel-ir-sen gel, iyiye gitmiş bir adam olarak ben iyi olayım saçımı istediğin renge boyayacağım belki ama senin istediğin gibi kestirmeyeceğim de ödeşmemiz her an olacak Takdir edersin ki olsan ölüm döşeğinde kaşlarımı çatmam senin için sürpriz değil arkamı döndüğüm anda ya da uyuyakaldığında yanaklarına dokunup ağlamak ise senin için fazlasıyla sürpriz
Öylece kala kal. Sakallarını da ben keserim.
Şimdi seni nasıl özlediğimden bi haber kalıyorsun oralarda kim bilir kimin kollarında, ben sevişmekten korkuyorum belki de bıkkınlık geldi bu denli cevapsızlıklardan yorulmuşsundur eminim, benden de az değil inan bana inanmadığında neler oldu biliyoruz Düşün ve düş. gel yine de içten içe sevmeden edemediğim gel de biraz uzan Öc ve de ödünç. Ahım senin yanına kalmayan.
Benden sonra hayatına giren kadınların lafını etmemeli Yoksa bir gece yarısı kal-k-ıp terketmem seni an meselesi Senden sonra hayatıma giren adamların senin kadar olamadıklarını da söylemeli 'Mezarım miraz olsun al senindir' demiştim Bakma başkalarının söylediğine bu cümle hala sana ait Halen daha senin için İçimden geçer durur Başkalarının asla olmadı ve de olacak şey değil
Sen benim içimde terördün, sen bir diktatör Ağlamadığını sanırlar beni ağlatmak için yapmadığın kalmadığında Şimdi bir oğlumuz olsa adı ne olacak bana bunu sor Ve inan bilmiyorum o kadar uzanamadım henüz sana Bir kriz söz konusu Önüm arkam sağım solum, sen Saklambaç bitsin, oyunlar bitsin Güldürmeyen şakalardan nefret eder Lunapark a gidip sadece izlemeyi severim. Belki ne kadar değiştiğimi bilemezsin.
Senin için karalamadığım şey kalmadı Bir izdiham bir intikam Aksine kalmadığım bir hal ve yanıma almadığım bir sürü alet edevat eda
Artık gülümseyerek de fotoğraf çektirebiliyorum kahkaha atarak da Kabul et, gördüğün kadarıyla bak kalmadı bende o sağnak o güz Ne de olsa gözlerimi göremiyorsun Çünkü her şey yolunsa sanmayasın diye gözlerime bant çekiyorum Ve haklısın öfke, gurur senin için aşkla besliyorum Seni seviyorum değil Seni nasıl da seviyorum! diyerek söylüyorum
Ah bir de bana kalsın şu tablo aile duvarımız Bir de elimde patlasın ellerin bunca zaman Çirkinleştiğin bir yazı okumasaydım bu sabah Senin için yollara koyulacaktım.
Burdayım sevmediğin yerde, istemediğin ya benim için geleceksin ya da koyu gelmeyecek bana daha fazlası.
İki eşitsiz parçaya bölünmek iki eşitsiz parçayı bölüşmek iki buçuk senedir Mutluluk, huzur, hüzün, şiddet Böyle uzak ve hasta Kendi halimizde Tahminim odur ki Bizi asla tatmin edemeyecek.
Ne de olsa ben Hazirandım sen Şubat. Birbirimizden çok şey almış çok da şey katmıştık. Yarımız yaz yarımız kış. ilk ve sonbaharı kenara atmıştık. Ben yazmıştım da senin okuyamayacağını bildiğimden içimden geçen trensin atlı ve karıncalı yüreğimden. Bu yüzden sevinçten mi bilinmez, ağlamıştım.
Sana kadın yanımı bırakmıştım. ya yaptıklarını unutacaktım ya da seni acıyarak ortada bırakmayı seçtim şimdi.
Bugün başka bir şiir okudum, içime sinmedi sindi Doktorlarımla doktorlarıymış gibi konuştum ve annemle annesiymiş gibi Kesin ve şartsız bir istekte bulundum ricadan az biraz eksik Sabaha karşı da kafamızın içinde dönüp duran oyunların dile gelmesiyle kendi kendimize rezil olduk Kendi kendimize bildiğin rezil!
Insan en çok kendinden ürksün, aşkı sevip onsuz yapabilmek beni incitir Kendimi incitiyorum. Ve kişiler tasvib etmediği şekillerde karşımda bitiyor Belki denedim ama yanına gitmek için karşıya geçmedim
Diyorum ki içtiğim meyva suyu ile sarhoş olabilirim ve hayır mutlu sayılmam ama üzgünse hiç değilim Aslında uyuşturucu kullanmadan da sanki dedirten pozlar çıkarabilirim Ne de olsa mimikler dijihal! Ve kendimden şüphe ettiğim yetmiyormuş gibi beni tanımadıklarını belletebilirim.
Baylar bayanlar, karşınızda huzur adı altında kusur var Avcunuzun içinde olmadığı ise apaçık Kalbinizi görmezden gelecek kadar da Hazin Ran Ne de olsa yaz ilkbahar sonbahar kış Bütün mevsimlerden payımızı ruhen almışım.
Bugün ezberlenesi bir şarkı geldi oturttu yanıbaşıma Şair Uzun zamandır fransızca demediğim gözlere geldi Kırılgan biriyim aslında ama ilk anda yığılacak değilim güçsüz biri ise hiç Bu dizeler ise günlük misali, sırf şair dedim diye şiir değil. Bir değişiklik var sanılmasın Kötü adamın ölüm döşeğinde olduğunu düşündüğümde kaşlarımı hala çatıyor olmam bile Aynı.. Apaynı.
Acaba öldü mü? dedim İçime sinmezse silinir işte bitti.
Hem neden olmasın?
Içimden gelmesini engelleyemediğim hayvanca bir münasebetle ve fakat çocuğunu düşürmekten korkan bir anne tavrının biraz öz biraz üvey dilimleriyle sizleri hayal kırıklığına uğratmak istiyorum; sırf evdeler diye.
Yalnız ve haksız belki de yanlış ve yansız.
Uzun zamandır kimse uğramadı da yalnızlar sanılır ki pek haksızlar Mutluluktan çok daha kalabalık oldukları Sağır Sultan'ın kulaklarını çınlatır ve Kör Aşık'ın bile gözüne çarpar. Ama içerdeler ve yorgun argın biri kanepede oturmuş kusur kadar arsız Masada yazıya dökebilecek cesareti olan ise Bir Abdal Kaygısız.
Ne kadar adam beğensem öldüler filmde Kanlarını yerde bırakmamak için resmen savaşıyorum. Sevsen de sevmesen de suç luyum ölün doğun kabul.
Şimdilerde biraz huzur-suzluk belki de tek kusur Gözüme çarpan gözden düşmelerin yaş ila alakası yok ama olmaz da değil olur mu olur. Çünkü yaptığım ve içimde kalan yanlışların kokusu şimdilerde çıkıyor, burnumda 'ne zaman' sorusuyla tütmüştü bunca zaman. Ki ben ne halim varsa görmenin tadını çıkarıyorum. Çıkıyorum işin içinden iş kapı gibi duruyor.
Beni terkedin Siz'siz de olabilmenin ONURu yanımda kalsın. Ve tabii ki AİLEM değil Sadece üvey yanlarım.
Bana -siz ile biten kelimeler t-üretin şakasına türettiler, şakafobim olması bu durumda rahatsızlık vermez idi ve düşünce tarzı ile tükettiler olumsuzluk eki gibi görünmesine rağmen el işaretleriyle tamamladım 'ben -siz'siz olumluyum' Doğru söylüyor ve ağlatıyordum işte. Sevinç mevinç ama öyle böyle bir hınç bir linç.
Dahası lazım gelirdi Ben seni verdim, bitti. Sayende biri beni Ölene dek sevdi.
Sadece Hayal kırıklığına uğra-t-ma -lar-ler'i.
Onur'un hiç sevmediğim birine benzemesi dahi sorun değildi. Hiç olmadı.
Ki biz Frank ile..
Benim sana en çok kızdığım zamanlarda kabul her defasında birer tutam kırgınlık ama ola bildiğince az bilmediğince ise az buz değil külçe gibi yalnızlık yorgunluk. hiç yabancılık çekme sevgilim hepsi bize ait. sana bir kısmı bana bir. geri kalanını ise çocuklar ortadan kaldırır.
Eski bir yaz'ı getirdim tamamlayıp masana bıraktım.
sen çayını bitirdiğinde mutfakta olacaktım Belki de inan(a)mazsın tam tamına azöncedir bu yazıyı bitirmeye hükmediyorum tırnaklarım durup durup kırılırken dert ediyorum şimdilik bütün kötü hayaller hali hazırda ve ben şimdiden oturup ağlıyorum paranoyaklıktan hiç hoşlanmayan seni, hayatımı kaçırmak pahasına Moi aussi
Durup durup düşünmekten olsa gerek bir masa varsa elim çenemde olabiliyor ve şimdi çene hizamda bir iz var, hep düşündüğümden geçmiyor, geçmiyor.
Bildiğin kahve rengi idi gözlerim, 'kahve'yi sevdiğimden 'rengi' ayrı yazılır
unutagelmişliğimden şikayetler bir hayli kabardı geçmişi de hesaba katınca her şeyin aklımda olması da film film, kare kare. Mesela o öpüş, o gülüş, o duruş, o dönüş Mesela o kan, o tren, o gidiş, 'o dönüş' Mesela x, y, z. ve sen sevgilim. aslında sen Aklımdan çıkaramadığım sahne.. Zaten kalsın da yerli yerinde
Küsüyorduk. Aynı yerde yalnızca ikimiz isek zaten beni kızdırmayı senin sevmen yok mu sırf sen seviyorsun diye inadına kızıyordum. Ben seni sandığından daha çok düşünüyorum Gülüyordun. Sırtımı dönüp yakmalarımdan seni omzumu öpmek ve yanaklar ısırık almak içindir diye diye gelip uzanmaların kıvrılıyorduk, kıvranıyorduk Başkalarının ruhu dahi duymuyordu
aynı yatakta uzanıp sırt üstü. göğsümüzde tanıdık iki harf dölü
geçtiğimde sokağından savaş halindeysek saati bilmelerin ve perdenin ardı oynatmamaya pür dikkat kendimizi ele vermek olmazdı
Eski bir şarkıya rastladım geçen gün, o zamanlar sen hiç yoktun ama şimdi seni düşünüp dinledim dinlendim. ve yatağımızda ölmüş gibi uyuyordun Umursuyordum. Ve aslında ben kimi ne zaman en son öptüğümü de çok iyi biliyordum içime doğuyordu ah o içim sancılı anlar da bilsen neler doğuruyordum sen beni kusur ve küsüratlarımla sarıp sarmalıyordun Ve sana ihtiyacım olmamasından yakınıyordun.
Gurur.. Gözlerine baka baka yenik düştüğüm Gurur kadar olamadıkların oluyordu.
Şimdi alnımda bir yazı DUA edelim de şizofrenlikten bir adım daha uzaklaşalım Bu arada obsesif bir aşk kaç güne sığıyordu?
Uzun uzadıya söktüğümden harfleri kendimi ele veriyormuş gibi hissetmelerim beni son derece rahatsız ediyordu Artık konuşmak da istemiyorum Hayatımdan çıkmanıza dair komplolar hazır. Kurulu
Sana çay demlemekti niyetim tek başıma içecektim annem uyanmasaydı, demlik yanmış olmasaydı belki de seni karaladığımdan unuttum ev yanıyor olacaktı Annemin bu huyunu sevmiyorum bu:gizli olgu Belki de haklı yazı yazmak bana yaramıyordu yazı yazamadığımda olanları bilmediği ayrı olay olay olmasına da beni bu yönden hiç tanımıyormuş
'Annemi üzdüm böylece bana hep trenler çarpsındır' -Haklısın tamam. Onunla tartıştığımızda her, bir o kadar çelimsizim bir o kadar çirkin Ve yazdıklarımın okunma ihtimalini aklına getirmeyecek kadar bana ihanet sahibiydi.
Üzülme sevgilim sen, terleme kan tükürme Üzüntüden çok sinirden ağlıyorum. Farkında isen di li geçmiş zaman dilimleriyle karalıyorum aşırıya kaçan yanlarım izinli işim gücüm yoktu yaptım!
suçlu bulundu. -Benim; n'olmuş!
Yer: Bir yazının ikiye ayrılmış gölgesi Zaman: Evvel
Bazen çok kırılgandım doğru çünkü sen bir o kadar sakardın sağırlıkların alır beni cinnetimi getirirdi içten içe ki sen beni en çok uyurken izlerdin diye uyuyamazdım bildiğimden çünkü ben bildikçe canını sıkardın güçlü olduğumu zannetmekti seni baştan çıkarırdı böyle ben hep güçlü kalma zorunluluğuyla ki nasıl zordur bilirsin kollarında ağlardım.
seni gül üstüne diken işlerken hatırladım ve inanmazsın iğrendim hergün öpüştüğüm adamlardan oysa kalpleri avucuma gelirdi yatardı daha ne isteyebilirdim senden.. sinirden yumruklarımı, sinirden canlarını sıkardım istediğimden sıkılırlardı da.. ne de olsa değerdi bana.
seni hatırlamanın beni nasıl yerle bir edemediğine ve seni andıkça donukluktan ziyade gülümseyebilmenin hiç hiç nasıl olduğunu görebilsen anlam veremezdin onca şeyi biz yaşamamış gibiyiz ve zaten artık kardeşim bildiğim de kardeşim değil!
Bazen hatırlıyorum da aklıma gelmiyor isimleri akrabalarının ve evimin yolunu, odamın kokusunu başka bir adamla paylaştığım gelince aklıma gülüp geçiyordum, sen bile oradasın unutuyorum.
Yok hayır, böyle de olmaz aslında senin de memnun olmaman lazım tüm olan bitenden. doğum günün geldi doğum günün geçti hatırladığımı bellid ahi etmedim o günde zaten bir başkasıyla seviştim 'sevgilim..' dedi bir çocuğumuz bile oldu adını henüz unuttum neydi.. dur? ben her gece bir sonraki gün ile işaretleşmiyorum pencerelerden denden
Üzgünüm. Seni unuttum. Bütün bunlar sadece. Hüsnü kuruntu.
Eski Püskü Sevgililerim ve Kaltaklar'ından çok daha fazla istiyorum sana bu yazıyı yazmayı aklımı salmak varken o diyar bu sayfa öpemiyorum seni, ağzın kıvrılamıyor bana düşmanmışcasına savaşa da bilmiyorduk sonrasında sarılmak ve sevişme öncesi uyumaklar birebir hepsi hayal seni gereklilik kipine geçireli korkuyorumdu o zamanlar.. şimdilerde yeltenmiyoruz kaçıyoruz konuşmaya haberin yok benim bir lince fevkalade girişimlerim, -ödüllerden ödün vermeyen bir tavırla beğenide sonuçlar veriyor idi- cuma ve ertelerine hakim olabilirdim oysa ki evveli, evvelindeydik aynı evde ne kadar yabancı ve rezildik ki nerdeyse hiç konuşmamış gözgöze de gelmemiştik sen otobüse bindiğinde utancımdan anlamıştım, sanki herkes her şeyi biliyordu ama ben sen giderken ardından göz ucuyla ya bakmış ya da bakmamıştım Ve aslında sorun da teşkil etmiyordun. Ayrılırken yanaklarımız değimemişti birbirine ki içimizden görüşmemek üzereler geçiyordu yine de hiç beklemediğim şekilde yolumu bulmaları düşünür gibi yapıp beni merak ettiğini düşündürüyordun
Hayatım'da kimsenin yerini alacağı yok Seni de tahtından kaldırıyorum hükmüm Çünkü platonik bir ton değildir örneğin Sarı ceketim Sevgilim diyebilmek de olmanı gerektirmiyor Ama anlıyor musun ben kendi içimde Çocuğunu doğurmuş bir kadınım Ve seninle yarım kalmak en güzeli diye susup çıldırıyorduk ve kolay kolay yazılmıyordu
senden sonra bir gecelik aşk dedirten sevgili pozisyonları elime yüzüme bulaşırdı oysa ki seninle ilgili sevgiliymiş gibi karşılıklı hayaller kurmaya kalkmak ne saçma! ne saçmaydı!
evden çıkarken kafanı rahatlatman ve benim seni 'bana öyle bakma' cümlelerinde izlemem az evvel çayımız bitti. sanırım bu bitmemize eş değerdi değmezdi değerdi değmezdi değerdi çünkü ilk defa gözlerini kaçırıyordun fakat konuşuyorduk.
seni öpmeden benim otobüsümü gözlüyordum kadıköyden tren döndüm. belki de trenler o günü bana sevdiriyordu ya da her şeyi unutturuyordu -k.
Hayret! Manuel D'ahlıyor. Aman Frank durmasın.
Kadın sıkıldım! Düşünedur benimle Ben bir kısrak olsam ki muhtemel ve yaren koala. Koalalar sarılmayı sever. Ya da ben koala olayım yaren at. Ben sarılmayı da sarılan olmak kadar sevebilirim. Deneme 5-7. Sarıldım sevdim, sevdim sarıldım. Sarılıp sarmalandım. Neyse, ben diyorum ki; böylesi bir ilişkiden olan çocukları düşünsene. Bunun hayalgücünde açacağı travmayı da başından unutma. Teyze olacaksın sende. Neyse korkma. Ben öylesine değil de ölesiye bir adam sevebilirsem. Ve o da beni. Zaten insan dahi olmaz bizim gibi hayvanların çocukları. Melek olabilir ki öyle olacak.
Lan biz neler devirdik ciddi ciddi. Amma çocuk aldırmış gibi olmuşuz. Piçler aşk çocuklarıdır. Çocuklarıma piç deme. -Herhalükârda- Aşk olsun.
Yine de bir Fransız akşamı sokağı ya da filminde çıkacağım karşına Sen bana Şiddet-i Huzur diyeceksin. Alacağın var anlayacağın.. Ve belki Fransız da kalamayacaksın söyleyeyim Öpüşüp ayrılacağız. Şimdilik. Bisou Français.
Le Fabuleux destin d'Ah Poulain. Amélie'den neyim fazla? Ben son demeden son bulsun. Altı üstü kalsın, Meğrsiğ.
Komplozisyon. 'Seni Seviyorum'larla öldüremedigim ve 'yanimda kalan' Adam.
Üzerine kapamışlar sığınağı insanların hayvanlar ki hayvanlar hayvan olalı böyle insanlaşmamışlardı aslında Süt dökmüş kedi tablosunda elimle kediler çözüyorum Çünkü kediler benim için problem olmaktan çıkmalıydı Dün yakasına yapıştığım arkadaşımdan çekineceğim tuttu bugün ki O bana her gelişinde aynı karşılanacağından nasıl da emindi Yutkundum. Emindi. Yutkun-du. Emin. Yutkundum. İndiğim kalplerim varmıştı ben im.
Tutunamadığımdan tam kalp malp sıralamasından Tükürdüm. Sevinçten demeselerdi nerdeyse boğuldum Ve o kaşla göz arasında n vuruldum Nasıl da kuruldum bir hanım deli peydasında Benim sevgilim bazen anlamadığından beni düşünüp düşünüp dururdu. Dilim damağım bunu düşündükçe kururdu Çünkü onu anınca benim çocuklarım olurdu Gerisi muamma. Gerisi mübalağa. Tam bir sirk treni beğenir alamazdım. Müsvette ağaç yapraklarının duvar kağıtları işgalini son buldurdum Üstüne kelimeler döktüğüm ve gömdüğüm üstüne üstlük bir şeyler anlattığını sanan Bana ait olanlardan Duvarında işte onlardan bulunan bir oda kurdum. Gel gör ki hiç uyumadım daha yatağında. Yatağı 2.tekil şahıs a verdim soyundu. Sahiplenmesine de sahiplenemedim oysaki benim bilirdim. Oda benim. O da benim. Orda benim. Artık çok geçti, hepsi benim olmuştu.
Ve şimdi bütün hıncımı senden çıkarıyorum. Hüzngünüm. Trenlerle seni takas ettim sevgilim. Sirk trenler benim. Bu sirenler senin.
Bir şiir dersen bunu ikiye bölüyorum böylece iyi niyetli olarak çıkıyorum işin içinden. Bu kadarını okuyabilirsin.
Komplozisyon.
'Eskilerden bir yerden devasa bir gelecek almış alnımı dayamışım uykumda bunun rüyasını görmeye kendimi adeta zorlamaktayım, ensemde benim tuttuğum tabanca. Zorbalıktan hiç mi hiç hoşlanmadığımı en iyi kadın yanım bilir.. Sözde HAYRA yorarsak bakarsın alnımda da yazılmış olur ve başıma gelmezse gidip RABBİME yakaracak kadar düşüveririiririm belki. 'Alnımda yazan neden olmadı?'.. Affet ALLAH'IM. Kul akılsız başıyla çare bakınıyor. Akılsız başın acısını ayaklar çekiyormuş. Gidenin ayakları çekiyorsa, eved eved o bi akılsız! hatta beyinsiz hatta gerzek sersem salak aptal dangalak.türetebileceğim her indirgeci sıfat! Sen 2para etmez bir aşağılıksın sevgilim. Dört duvardan bahsediyorlar hep. İddia ediyorum 5duvar onbeş duvar yirmibe5 duvar. Ağlama duvarı, Cami duvarı.. Ve yer. Yer sanırsın. o birtane. Yemiyor yerdiği kadarını. Uzadıkça uzuyor Mübarek. Onunda altından bahsediyorlar varmış diyorlar. Ona kadar gidebilirsen sen mış ila dı oluyormuşsundu.. kimi zaman rastlıyorum ama dikkat ettim masallarda hiç lafı geçmiyor. Çocuk kandırıyorlar çocuk. Üstelik kulağını dört açmak atasözünü kendisine ithaf ediyorum yer'in. Bak bir de üstünde tepiniyorum. Kulak zarı patlıyor. Kulağı kadın oluyor. Psikolojisi bozuluyor o da kadın oluyor. Dünyada adam nufusu azaldıkça kadın nufusu çoğalıyor. Nüfuz edilmiyor nefesle ve ölüyorlar. Hiç istemediği şekilde olduğunu sanıyorum. Duymadığı şey kalmıyor duyduğu şey ya da şeylerin yanında.. Aklıma ip atlamak geliyor. Seksek oynamak. İp atlamak için kullandığın ip ilerki yaşlarda burana kadar geliyor, ileri gidip. Boyundan büyük boynuna yerleşiyor. Tabii kendini bırakmadan çıkarıyorsun ellerin bu işe de yarayabiliyor. Eller. Vazgeçmek için işe yarar, biliyorum. Seksek oynarken çizdiğin şekli yer'e armağan ediyor ve taşı alıp hakedenin kafasına atıyorsun.. Ayağın kaymaya görsün. Ruhunun şaftını kayırırlar, becerirler seni en güvendiklerin. İğfal ederler ve ortada bırakırlar. Yalnızca ortada ve sen ellerini nereye koyacağını şaşırırsın. Ruhun içinden kaçtığı bir beden kadar ölü kalıyor, yığılıyor bırakıldığı yere. Seksek oynarken oyunu bozup hakedenein kafasına attığım taşı buluyorum. Bir taşla iki kuş vurasım geliyor. Taş Majestelerini kendime Sabır hakedenlere mezar taşı haline getiriyorum. Ve kuş tuş oluyor ya da kuşlar ya da neyse.. Kalbimin yanısıra aklımı da zorluyorum. Kaldığı yerdenm devam etmeye bakınıyorum. Kör oluyor bıçak gözüm dönüyor nankörleri görüyorum. Bilemeye gerek yok saplayıp çeviriyorum. Şimdilik gülüyorlar izin veriyorum, son gülenin olacağıma akılları ermiyor, ebleh! Bir bakmışsın masumiyetini ağlayarak kaybetmiş bi 'hiçbirşey' oluvermişsin. (Güçlü gözüksün diye kuralı bozup birleşik yazıyorum.) Hadi güven. Hadi bir daha güven lan! Tam bu sırada acı bir merhametle kulağını çeker gibi fısıldıyor sesim.. 'Güven de.. Yapamadıklarını da yapsınlar. hdjdfjfkşfs Dan dan dan. Uçan balon top tüfek. Tüfek top balon uçan.
Küfür etmekte zorlandığım için kendime açıp ağzımı, gözümü yumuyorum. Çok hassas olduğumdan hemen kırılıyor ve çekip kırılan bir tarafımı bana ağzını açıp gözünü yuman tarafıma saplıyorum. Gözünü yumduğu için görmüyor, hissedince de gözü açılıyor. Ama artık çok geç oluyor çünkü ben artık her hediye olarak kumsaatini seçiyorum. Bir de toprak saati olsaymış diyorum her kumsaati seçtiğimde.. Bir de roma rakamlarıyla yazılsa iyi olurmuş bir tarafına.Ama kuma yazı yazılmıyor toprakta sözde sözden ibaret. Roma rakamı çekici duruyor ama benim işime yarayan şekil roma rakamından çıkmıyor. Olsun roma rakamından yapsınlar diyorum yine de.. Roma rakamı daha çekici oluyor.
Beni kahpe ve kalleşlerden başkası vurmuyor ya bende kimlerin vurmayacağını bilebiliyorum. Bunun için kahin ya da insan sarrafı olmam gerekmiyor oluyor.
Eskiden bize yanlış yapıldığında gücümüze gidiyordu, şimdi ise komiğimize. Mütemadiyen gülüyoruz. Son gülecek olan olacağım için alıştırmasını yapıyorum. Sonrasında sevinç nedeniyle kalpten gitmemek için.
Ve bir de avuçlarımdan gökyüzüne uzanan adam! Aşık olduğum tek adam. Onurum. Şiiri olasım gelen..
'kskdfkflklşdf' Adamın ahlakını böyle bozuyorlar. Zira utandığımdan açıkçasını söyleyemiyorum.
İçimden geldiği gibi yazıp duruyorum. Senin için bir sakıncası mı var!!
Bir türlü nankör olamıyorum.
Elhamdülillah YA RAB. Basubadelmevt.
03/04.10.07 Kumsaati'
demisim diyesim geldi ve gitti.
Ellerim.. Çok kötü bir renk alıyor zaman zaman, hatta renksizleşiyorlar desem yeridir. Bir bayana hiç yakışmayacak şekilde. Gidiyor tüm güzellik elimden zaten birşey de gelmiyor bu konuda. Kış sanırım bunun sebebi. Yazın nasıldı hatırlamıyorum. O zamanlar olanlar belki bilirler ama bir soru için yapma suretlerine katlanmaya lüzum yok. Ve zaten duymuyorum.
Ellerimi renklendiremiyorum ama tırnaklarıma istediğim rengi verebiliyorum belirli sınırlamalarla. İstersem kan kırmızısı oluyor istemezsem olmuyor. Törpülemeyi de sevmiyorum ama birşekil alsalarda fena olmaz biliyorum. Ve korlukların alıp başını gittiği zamanlardan geride kalmayan morluklarda oluyor herhangi bir yerimde.
'Herhangi bir' demişken aklıma o geliyor tüm özelliğiyle. Bugün, ismimin bir kısmının bazen nur anlamına geldiğini hatırlıyorum. Onurumu okşuyor parmaklarıyla. Sonra gidiyor gözgöze. İkimizde biliyoruz daha çok var ona ve bana, bize. İkimize. Çoluğa çocuğa, toruna torbaya.
(Iyilik sağlık, diyoruz. Öpüşüp ayrılıyoruz o zamana dek.)
Ben henüz küçük bir kızken büyüdüğümü hatırlıyorum. O zamanlar öpüşmelerle hamile kalındığını sanıyordum. Anne olmak herdefasında bu kadar masum bir çerçevedeydi. Saf olmanın temizlik olduğu bir zamanlar vardı hani geride kalan. Kötülüğe insan ne gerek duysundu o zamanlar. Oysa Nuri Alço eski topraktı. Kötülük insan kadar eskiydi. Küçük Emrah ın annesi bile Küçük Emrah'a göre anneydi. Annem o küçüğe ağlardı, bende anneme.
Ve belki de o bana sus demeli bu defa. Bende susmalıyım kayıtsız şartsız. Başbaşa kalınca tekrar fısıldamalıyım içimden. Belki de sırf bu yüzden, gelip hoşlanmadığı şeylerden bahsetmeliyim ona. Durup dururken aramalı ve tatsız konularla canını sıkmalıyım.
(Eskileri unutup unutmadığını sınıyormuşcasına. Çünkü biliyorum içime sindiğinde. İçimde kalacak. Son bir kişi hakkım ve ona yer var. Tek tahammül hakkım kaldı. Umuyorum.)
Kavga çıkarmalıyım. Onunla geçirebileceğim tek saniye için can atmalı. Ona adeta kudurmalıyım. Öldüğünde elin değil yerin, Öldüğümde elin değil yerin olduğum için ölmüş olmalıyız. Öylece çıkıp gelmeli kalbim yerinden çıkacak gibi olmalı ama ben ona içimdeki depremi göstermemeli ayakta tutunmadan durabilmeliyim düz taban topuklarımla, belki biraz daha fazla. Beni tanıdığı gibi kalmalı, kimsenin bilemeyeceği kadar ezberletmeliyim. Bana sabırlı olmalı. Anne gibi, eş gibi ve düşman gibi olduğumu unutmamalı. ONUn için yapmayacağım şey yoktuR. olur.
Kısaca Sevgilim. Aşk ne zaman gelirse. O zaman seninim.
03:03 Zaman yalan söylüyor. Sorun değil zaten inanmıyorum.
1.Tekil - Anlatan 2.Tekil - Anlatılan hakkında hiçbir fikri olmayan. O - 3.Tekil.
yirmibe5O Komplozisyon.
La la la. Eski sevgilim benim. Şimdilerde seni aratmayacak b.ktan herşey ile gelişi güzel geçinmekteyim.
Ama.. Eskiden olduğu gibi kafaları sarhoş eden cümlelerden kuramaz oldum. (Evet aslında ben eskiden baya baya güzel cümleler kuruyormuşum. Abartmıyorlarmış.) Bu nedenle resmen kuduruyorum. Agresifim. Ben yazı yazamadığım zamanlarda kendimin bile çekemediği tatsız biri olup çıkıveririm. Yani bir güvercin getirin bana yolarım kanadını uçmasını engellerim. (Hayır canım o kadar da değil.)
Hiç olmadık yerlerde aklıma gelen cümleler olmuyor değil ama ardıarkası kesilmeyebiliyor ve ben hepsini o kadar meşguliyetin içinde aklımda tutmaıyorum doğrusu. İşim gücüm var benim.
Farkındayım. Daha önce de olduğu ve atlatıldığı gibi sırf insanlıktan çıkmamak adına bu noktadan feci bir dönem geçiriyorum.
Yani en fazla öfkemli adostlar hala benimle konuşmak kitap okumak gibi olabilir. Cümlelerimi anlamadığını biliyorum boşuna kahkaha atma. Bizimkiler sana birtaraflarıyla gülebiliyor bense elimin tersiyle samimi bertaraf ediyorum. 'Bırakın kendi haline.'
Ayrıca psikoloji okumaya karar verdim madem akıl okuyamıyorum art niyetli sizi gidiler siziiii. Sadece cana okumakla olmuyor onun da dediği gibi(=
Gelgelelim ki iyilik sağlık.
Ve eski sevgilim. Ama yanlış olan. Hayır sen değil. Sen de değil. Evet sen. Seni bazen özlü.. Hayır. Seni özlemek kafirlik olur. Seni özlemek rezillik rüsvalık olur adam çıkar dinden imandan. ELHAMDÜLİLLAH Müslümanım.
Benim yanılgılarım.. İyi ki vardınız lan. Bugün umrumda olmadığınıza bakmayın.. Siz olmasaydınız şayet ben bugün paranoyak kalırdım. Siz olmasaydınız aynaya baktığımda suçlu çıkardım. Siz olmasaydınız hala beş para etmezlere inanabilirdim art niyet düşünmezdim. Siz olmasaydınız evet yanılmışım demeye bilirdim.
İyi vardınız ve iyi ki artık yoksunuz. En çokda bu yanınızı seviyorum.
ALLAH biliyor ya. Daha ölmedik bile bırak yeniden dirilmeyi. Zamanı var tatlım. Bir gün 'yine yerime' geçeceksin. Ama benim kadar iyi ve güzel değil.
Hayır sana değil. Sana da değil. Sana.
Evet bu bir tehdittir tüm içtenliğimle iyi dileklerimle. Beş para etmezlere ne kadar gülümsenebilinirse..
Sevgili dünlük. Öpüyorum boynundan.
Ben de sana sarılmayı seviyorum-suz.
Geçenlerde ne var ne yok sildim. Sen kaldın ve ailem(onlar dahil). Senin bıraktığın yerden ALLAHU EKBER!
|
|