Şiddet, Cinnet, Huzur.

blog'a geri dön

3 yorum var - 28 Nisan 2008 03:52

Bazen çok kırılgandım doğru çünkü sen bir o kadar sakardın
sağırlıkların alır beni cinnetimi getirirdi içten içe
ki sen beni en çok uyurken izlerdin diye uyuyamazdım
bildiğimden çünkü ben bildikçe canını sıkardın
güçlü olduğumu zannetmekti seni baştan çıkarırdı
böyle ben hep güçlü kalma zorunluluğuyla ki nasıl zordur bilirsin
kollarında ağlardım.

seni gül üstüne diken işlerken hatırladım
ve inanmazsın iğrendim hergün öpüştüğüm adamlardan
oysa kalpleri avucuma gelirdi yatardı
daha ne isteyebilirdim
senden..
sinirden yumruklarımı, sinirden canlarını sıkardım
istediğimden sıkılırlardı da..
ne de olsa değerdi bana.

seni hatırlamanın beni nasıl yerle bir edemediğine
ve seni andıkça donukluktan ziyade gülümseyebilmenin hiç hiç
nasıl olduğunu görebilsen anlam veremezdin
onca şeyi biz yaşamamış gibiyiz
ve zaten artık kardeşim bildiğim de kardeşim değil!

Bazen hatırlıyorum da aklıma gelmiyor isimleri akrabalarının
ve evimin yolunu, odamın kokusunu başka bir adamla paylaştığım
gelince aklıma gülüp geçiyordum, sen bile oradasın
unutuyorum.

Yok hayır, böyle de olmaz aslında senin de memnun olmaman lazım
tüm olan bitenden.
doğum günün geldi doğum günün geçti hatırladığımı bellid ahi etmedim
o günde zaten bir başkasıyla seviştim 'sevgilim..' dedi
bir çocuğumuz bile oldu adını henüz unuttum
neydi.. dur?
ben her gece bir sonraki gün ile işaretleşmiyorum pencerelerden
denden

Üzgünüm.
Seni unuttum.
Bütün bunlar sadece.
Hüsnü kuruntu.

yani bu kadar yazdıkların boşa mı gitti:D:D

coskunozcan  28 Nisan 2008 04:15  

Keşke yeltenmeseymişsin anlamaya, üzüldüm.

Ah Suula Hanim  28 Nisan 2008 15:58  

"kalpleri avucuma gelirdi yatardı"..
Bu, büyük mesele bu..

heves  29 Nisan 2008 15:01  
bu yazıya puanı basanlar: